1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Giriş Kayıt

GİRİŞ YAP

Username
Şifre *
Beni hatırla

YENİ HESAP EKLE

(*) ile işaretli alanlar zorunludur .
Name
Username
Şifre *
Şifre Doğrula *
Email *
Email Doğrulal *
Captcha *

SİYASAL İLETİŞİM TEKNİĞİ OLARAK CANVASSİNG

SİYASAL İLETİŞİM TEKNİĞİ OLARAK CANVASSİNG

VE SEÇMEN DAVRANIŞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Doç. Dr. Ahmet Kalender

Siyasal seçim kampanyalarının temel hedefi, seçmenlerle iletişimi geliştirmek ve siyasal partiler ile adaylara verilecek oyların sayısını artırmaktır. Bu hedefi gerçekleştirmek için, seçim sürecinin sonuna kadar kampanyalar iki özel amaç izlemektedir. Birincisi, parti veya adayın üstünlüğü için seçmen tercihlerini etkilemeye çalışmak, ikincisi ise seçim gününde kendi taraftarlarının daha çok oy vermesini sağlamaktır (Wielhouwer 2003: 634). Bu amaçların başarılması için yapılacak çalışmalar, Denver ve Hands’e göre (2000: 71-72) dörtlü bir süreci kapsamaktadır. Birinci ve en temel olan aşama seçmenleri bilgilendirmektir. İkincisi partiyi desteklemeleri için seçmenlerin ikna edilmesi, üçüncüsü taraftarlığın pekiştirilmesi, sonuncusu da seçmenlerin harekete geçirilmesi ve oy verdirme çabalarıdır. Siyasal kampanyalar özel amaçlarına göre, seçmenleri ikna etmeye veya harekete geçirip oy verdirmeye ya da her ikisine yönelik planlanıp organize edilebilir. Denver ve Hands’e göre (2000: 74) ikna edici kampanyalar parti bağlılığı az olan veya hiç olmayan seçmenlere odaklanıp oylarını almaya çalışırken, harekete geçirici kampanyalar taraftarları tanımaya ve onların mümkün olduğunca oy vermelerini sağlamaya yönelik etkili bir organizasyon yapmaya yoğunlaşmaktadır. Seçimlere katılımı artırmak amacıyla siyasal partilerin kullandığı temel teknik, literatürde “get out the vote”, kısaltılmış biçimiyle GOTV diye bilinen oy katılımını artırma çabalardan birisi olan canvassingtir.

Seçmenlerle yüzyüze iletişimi gerektiren kapı kapı canvassing ikna etme amaçlı kullanılmaya da uygunken, literatürde gözlenen genel eğilim, canvassingin daha çok seçmenleri harekete geçirme ve oy katılımını artırma amacıyla yapıldığıdır. Harrop ve Miller (1987: 231-232) canvassingin aslında, 19. yüzyılda seçmenleri bir adaya taraftar etmek için kişisel etkilemenin bir yolu olarak uygulanmaya başladığını, kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte fonksiyonunun harekete geçirmeye dönüştüğünü ifade etmektedir. Galatas’a göre (2004: 215) canvassing, bir harekete geçirme çabası olarak değerlendirilmekte ve parti veya adayın tabanını enerjilendirmeyi amaçlamaktadır. Krassa (1989: 61-63) partilerin seçmenleri harekete geçirmeye çalıştıkları önemli araçlardan birisinin canvassing olduğunu ve oy vermeyeni oy verene dönüştürmede canvassingin güçlü bir araç haline geldiğini belirtmektedir. Canvassing; seçmenleri harekete geçirme genel amacının yanında, parti ve adayla ilgili bilgileri dağıtma (Trent ve Friedenberg 2000: 300), adaya oy verecek seçmenle özdeşleşme ve politikaları anlatma (Herzberg ve Peltason 1970: 40) potansiyel taraftarların tam ve doğru bir listesini mümkün olduğunca derleme (Denver ve Hands 2000: 74), sorunların nasıl görüldüğüyle ilgili bilgileri alma, ikinci bir canvassing yapılma ihtiyacı hissedilen seçmenlerin kısa bir listesini elde etme ve kampanyada gönüllü olabilecek taraftar seçmenleri belirleme (Hall 1995: 24), kampanyasını özellikle sessiz yürütmek isteyen ve güçlenmeden ortaya çıkmayı sakıncalı bulan bazı partiler tarafından; tanıtım, sempatizan kazanma ve sahayı genişletme (Özerkan Altınal ve İnceoğlu 1997: 162) gibi amaçlarla da yapılmaktadır.

Canvassing organizasyonu ve seçmen davranışı üzerindeki etkilerini incelemeye yönelik araştırmalar ABD’de 1970’li yıllarda başlamış ve günümüzde yoğunluk kazanmıştır. Özellikle, bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi sonucunda kolaylıkla uygulanabilen telefon canvassingiyle ilgili araştırmalar ise 2000 yılından sonra artış göstermiştir. Bu çalışmada, özellikle ABD ve Avrupa ülkelerindeki araştırmalardan hareketle; canvassingin önemi, seçmen davranışı üzerinde hangi tür etkiler doğurduğu, kapı kapı canvassing, profesyonel firmalar tarafından yürütülen telefon canvassingi, önceden kaydedilmiş ses kayıtlarını telefonla seçmenlere aktaran robo-calls ve gönüllüler tarafından yürütülen telefon canvassingi gibi uygulamaların avantaj ve dezavantajları, bunlardan hangilerinin seçmenler üzerinde daha etkili olduğu gibi konular tartışılacaktır. Yine bu araştırmalardan hareketle, başarılı bir canvassing uygulaması için dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınacak ve canvassing, ülkemiz açısından kısaca tartışılacaktır.

1. CANVASSING VE UYGULANMA BİÇİMLERİ

Siyasal partiler ve adayların, seçmenleri harekete geçirmek ve oy vermelerini sağlamak için canvassing tekniklerine giderek daha çok önem verdikleri sıklıkla dile getirilmektedir. Özellikle ABD’deki seçim kampanyalarında, seçmenleri harekete geçirmede kitle pazarlamasına dayalı tekniklerin giderek arttığı vurgulanmaktadır (Gerber ve Green 2005: 142). Bergan ve arkadaşları (2005: 760) 2004 ABD başkanlık seçimlerindeki katılım artışını, her iki partinin de seçmen mobilizasyonuna alışılmamış bir biçimde önem vermesine ve bu partilerin yaptığı canvassing çalışmalarına bağlamaktadır. ABD 2000 başkanlık seçimlerinde oy kullanma oranı % 54.2 iken, 2004 seçimlerinde bu oran % 60.3’e yükselmiştir. Bergan ve arkadaşlarının (2005: 765-766) topladıkları verilere göre; 2004 başkanlık seçimlerinde toplam 30 milyon ev canvassingi, 120 milyon da telefon canvassingi gerçekleştirilmiştir. Canvassing uygulamalarındaki artış, sadece ABD’ye özgü olmayıp başka ülkeler için de sözkonusudur. Örneğin Hong Kong’la ilgili yapılan bir çalışmada, partilerin canvassingi yoğun olarak kullandıkları belirtilmektedir. Hong Kong’taki 1995, 1998 ve 2000 seçim kampanyalarında kapı kapı canvassing çok etkili bir araç görülerek, adaylar tarafından yoğun olarak kullanılmış ve Hong Kong’un iki büyük partisi DP ve DAB, temel bir harekete geçirme aracı olarak telefon canvassingini geliştirmeye başlamıştır (Ma ve Choy 2003: 353-357).

Siyasal kampanyalarda canvassing uygulamasının genelde iki biçiminin olduğu görülmektedir. Bunlardan birincisi, daha çok yüzyüze çalışmaları kapsayan kapı kapı canvassing, diğeri ise telefonla yapılan aramalardır. Trent ve Friedenberg’e göre (2000: 297) kapı kapı canvassing, adaylar veya onların temsilcileri tarafından yapılan kişilerarası kampanyaların en tipik yöntemlerinden birisi olup, küçük seçmen gruplarıyla kısa zaman dilimi içerisinde etkileşimde bulunmaya izin vermektedir. Kapı kapı canvassingin, yalnızca kampanya materyallerinin dağıtılması ve materyal dağıtımıyla birlikte seçmenle kişisel iletişim kurulması biçiminde iki temel uygulaması olmakla birlikte (Hall 1995: 21) klasik canvassing uygulaması daha çok ikincisidir. Yani sadece kampanya materyalini dağıtmakla kalmayıp, seçmenlerle yüzyüze iletişim kurulması daha yaygın kullanılan bir uygulamadır. Klasik biçimiyle canvassing, gönüllü ekiplerce seçmenlerin evine gidilmesi ve yapılacak seçimlerde onların niyetlerinin öğrenilmeye çalışılmasına dayanmaktadır (Denver ve Hands 2000: 74). Klasik canvassing uygulamasında, görüşülen seçmenlerin adları kayıt numaralarıyla birlikte özel olarak hazırlanan kağıtlara aktarılmaktadır. Seçim günü, oy verme mahallinin dışında bir yerde, oy kullanan seçmenlerin numaraları kaydedilerek belirli aralıklarla merkeze bildirilmektedir. Gönüllü ekipler, oy vermeyenlere giderek oy kullanmalarını önermekte ve bu çalışma seçim günü akşamına kadar sürmektedir (Denver ve Hands 2000: 74).

Canvassingin günümüzde uygulanan diğer bir biçimi telefonla yapılan aramalardır. Özellikle ABD’deki büyük telepazarlama firmaları, bir günde binlerce seçmene telefon etme kapasitesine sahiptir. Seçmenlerin siyasal ve demografik profiliyle ilgili ayrıntılı veri tabanlarının giderek artmasıyla, siyasal kampanyalarda telefon canvassingini uygulamak çekici hale gelmiştir (Gerber ve Green 2005: 142). Telefonla yapılan canvassing, siyasal kampanyalarda birkaç biçimde uygulanabilmektedir. Green ve Gerber (2004: 64) telefon canvassinginin uygulama biçimlerini üçe ayırmaktadır. İlkinde profesyonel ve ticari firmalar tarafından, otomatik telefon numarası çeviricisi ve bilgisayar tabanlı teknoloji kullanılarak seçmenler aranmakta ve görevliler önceden hazırlanan bir metni seçmene aktarmaktadır. Telefonla canvassingin ikinci uygulanma biçimi robo-calls’tır. Bu biçimde, aday veya yakınları tarafından hazırlanarak kaydedilen sesli mesajlar, telepazarlama firmaları tarafından seçmenlere otomatik olarak telefonla aktarılmaktadır. Üçüncüsü, gönüllüler tarafından yapılan telefon canvassingidir. Bu uygulamada kampanya çalışanları ve ücretle görev yapanlar, telefonla seçmenleri aramakta ve mesaj iletmektedir (Green ve Gerber 2004: 64-66).

Canvassingin uygulama biçimleri kendi aralarında karşılaştırıldığında, birbirlerine oranla bazı üstünlük ve zayıflıklara sahiptir. Kapı kapı canvassing yüzyüze iletişimle gerçekleştirildiğinden, seçmenle daha içten diyalog kurma imkanı tanımaktadır. Bu canvassing biçiminde adaylar veya onların temsilcilerine seçmenler soru sorabilmekte, çalışmalarıyla ilgili bilgiler alabilmektedir. Peck’e göre (1996: 45) kapı kapı canvassing adayın hedef kitlesiyle yüzyüze tanışmasına ve kendisinin iyi bir insan olduğunu göstermesine imkan sağlaması açısından önem taşımaktadır. Ancak yüksek maliyet gerektirmesi, nitelikli canvasser bulma zorluğu ve ayrıntılı planlama ve uygulama yapma zorunluluğu gibi nedenlerle kapı kapı canvassing, telefon canvassingine oranla dezavantajlara sahiptir.

Uygulaması giderek artan telefon canvassingi ise, kapı kapı canvassinge oranla bir takım üstünlüklere sahiptir. Bunların başlıcaları; telefon canvassinginin kötü hava şartlarında da gerçekleştirilebilir olması, seçmenlerle yüzyüze gelme imkanı bulamayan insanlarca yapılabilmesi, partilere ve adaylara uzak bölgelerde yaşayan seçmenlerle ilişki kurma fırsatını sunması ve daha da önemlisi ülkenin herhangi bir bölgesinden yapılabilmesi (Denver ve Hands 2000: 80), kapıda cevap vermeyen veya kompleks apartmanlarda yaşayanlarla daha kolay iletişim imkanı sağlaması, zaman ve maliyet açısından daha verimli olmasıdır (Marland 1998: 33). Sayılanlar, telefon canvassinginin genel üstünlükleridir. Bunların yanında, üç temel telefon canvassingi uygulama biçiminin üstünlük ve zayıflıkları da kendi aralarında karşılaştırılabilir. Önceden kaydedilmiş metni seçmenlere aktaran robo calls’ın en önemli üstünlüğü, diğerlerine oranla daha ucuz olması ve kısa bilgileri iletme kolaylığıdır (Green ve Gerber 2004: 66). Profesyonel firmaların telefon canvassingiyle, gönüllülerin telefon canvassinginin karşılaştırıldığı önemli bir çalışma Nickerson tarafından yapılmıştır. Nickerson (2006: 287) profesyonel firmaların yaptığı telefon canvassingiyle, gönüllülerce gerçekleştirilen telefon canvassingini karşılaştırırken üç noktaya dikkat çekmektedir. Birincisi hızın hesaba katılmasıdır. Profesyonel arayıcılar, bir saat içerisinde mümkün olduğunca çok aramanın yapılmasını isterken, gönüllüler hattaki seçmenle kişisel ilişki kurmaya önem verme eğilimindedirler. Hoş ve sakin bir ses tonuyla konuşmak seçmenleri daha kolay ikna edebilmektedir. İkincisi; profesyonel firmalar tarafından yapılan aramaların standart olması ve arayanların bir metne bağlı kalması sözkonusu iken, gönüllülerin bir metin kullanmaması ve seçmenle kendi diyaloglarını geliştirmeleridir. Üçüncüsü ise arayanlara soru sorulabilme imkanıdır. Gönüllüler genellikle seçmenlerle aynı bölgede ikamet etmeleri nedeniyle, sorulan sorulara daha kolaylıkla cevap verebilmektedir. Nickerson (2006: 287) bunlara ek olarak, profesyonel firmaların; alıcıların arayanla bağlantı kurulmadan önce kısa bir duraklama işittikleri otomatik çeviricileri kullandıklarını, çoğu seçmenin de bir telepazarlamacıyla konuşmaktan kaçınmak için bu duraklama sırasında telefonu kapattıklarını belirtmektedir. Nickerson’un analizi doğrultusunda profesyonel firmalarca yapılan telefon canvassingine göre gönüllüler tarafından gerçekleştirilen telefon canvassingi; daha içten diyaloğa imkan sağlaması, bir metne bağlı kalınmadan seçmenlerle istenildiği gibi iletişim kurulması ve sorulara daha kolay cevap verilmesi gibi üstünlüklere sahip gözükmektedir. Bunun yanında profesyonel telefon canvassinginin de, daha eğitimli ve deneyimli arayıcılardan oluşması gibi bir üstünlüğü bulunmaktadır (Nickerson, 2006: 288).

Birbirlerine göre bazı üstünlükleri bulunmasına rağmen, kapı kapı canvassing telefon canvassinginden daha çok yapılmakta ve değerli görülmektedir. Blaemire ve Russel (2004: 38) eskiye oranla günümüzde çoğu kampanyanın kapı kapı canvassingle yapıldığını belirtmektedir. 2001 İngiltere genel seçimlerinde yapılan bir araştırmaya göre de; seçmenlerin % 63’ü bir partinin siyasal reklamını gördüğünü, % 22’si kendisiyle bir parti tarafından yüzyüze canvassing, % 7’si ise telefonla canvassing yapıldığını ifade etmiştir. Bu durum, partilerin kapı kapı canvassinge daha çok dayandıklarının, telefon canvassinginin önemli ve kampanyanın giderek büyüyen bir biçimi olmasına rağmen kapı kapı canvassingin önüne geçebilmesi için çok uzun bir süreye ihtiyacı olduğunun göstergesi biçiminde değerlendirilmektedir (Whiteley ve Seyd 2003: 643). Lariscy ve arkadaşlarının (2004: 483-485) 1997 yılında 527 aday üzerinde yaptıkları araştırma sonuçları da, kapı kapı canvassingin en çok tercih edilen teknik olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmaya göre adayların % 50’si, en çok değer verdikleri etkinlik olarak kapı kapı canvassingi tercih ettiklerini, % 82’si de kapı kapı canvassing uyguladıklarını belirtmektedir. Yine bu araştırmaya göre kapı kapı canvassing muhalefet adaylarına oranla, görevdeki adaylar tarafından daha az kullanılmaktadır. Kapı kapı canvassingi uygulama ortalaması muhalefet adaylarında (4.06) iken, görevdeki adayda (3.23)tür.

2. CANVASSİNG ORGANİZASYONU

Seçmenlerin oy vermeye katılmasını artırıcı tüm çabalarda süreç birbirine benzemekte, ancak canvassing biçimlerine göre bazı uygulama farklılıkları bulunabilmektedir. Seçmenleri harekete geçirme ve oy katılımını artırma çabalarında Shea (1998: 48) beşli bir süreç önermektedir. Bunlar; erken planlama, materyallerin postalanması, telefonla arama, seçimi izleme, telefonla arama/ yardımdır. Buna göre seçim gününden en az bir ay önce etkinlikler planlanmalı, seçmenlere materyaller postalanmalı ve seçimden bir gün önce telefonla aramalar bitirilmelidir. Seçim günü sabahı, seçimi izleyen görevliler oy kullanan seçmenlerin listesini tutarak, iki saat aralıklarla listeleri karargaha göndermelidir. Son olarak, seçim günü öğleden sonra henüz oy vermeyenler telefonla aranmaya başlanmalı ve oy vermeleri sağlanmaya çalışılmalıdır. Henüz oy kullanmayan seçmenler, bu aşamada bazı yardımlara ihtiyaç duyabilir. Örneğin, çocuk bakımı ve oy kullanmaya gitmek için araç temini genellikle ortak ihtiyaçlardır. Bu hizmetleri sağlamak için kampanyada hazırlık yapılmalıdır (Shea 1998: 48).

Shea’nın yukarıda ifade edilen beşli süreci, telefonla yapılan canvassing uygulaması için daha uygun görünmektedir. Kapı kapı canvassing için daha ayrıntılı bir planlama ve organizasyon yapılması yararlı olacaktır. Green ve Gerber (2004: 25) küçük çaplı bir canvassing çabasının bile düzenli bir hazırlık gerektirdiğini, planlamayla birlikte bir takım farklı işlerin yürütülmesinin yararlı olduğunu belirtmektedir. Bu işler; hedef kitle planlama, gönüllü toplama, programlama, eğitim ve denetimdir. Hedef kitle planlaması, canvassing yapılacak seçmenleri belirlemeyi amaçladığından, en temel aşama olarak değerlendirilmelidir. Bu aşamada yüzyüze veya telefonla görüşülecek seçmenlerin listesi hazırlanmaktadır. Günümüzde kampanya ve iletişim teknolojisindeki değişimler, hedef kitle olarak seçmenlerin yeterli bir biçimde planlanmasına imkan sağlamaktadır. Bazı ülkelerde seçim kurullarından elde edilebilen elektronik seçmen kütükleri, hedef kitlenin planlanmasında son derece önem kazanmıştır (Wielhouwer 2003: 636, Denver ve Hands 2000: 78). Ayrıca günümüzde elektronik seçmen dosyaları hazırlayıp hizmete sunan bazı firmalar da bulunmaktadır. Örneğin Blaemire Communications firması, seçmenlerle ilgili kişisel ve demografik verileri içeren web tabanlı bir seçmen dosyası hazırlayıp ilgililere hizmet vermektedir (Blaemire ve Russel 2004: 38).

Canvassing uygulamaları belli bir maliyeti gerektirdiğinden, siyasal parti veya adayların tüm seçmenleri harekete geçirmeye her zaman imkanları bulunmamaktadır. Bu nedenle de hedef kitle planlamasının çok iyi yapılması ve partilerin bu konuda stratejik değerlendirme yapmaları gerekmektedir. Diğer bir deyişle hangi seçmenlerle daha çok ilgilenileceği ve canvassing yürütüleceği belirlenmelidir. Gershtenson (2003: 294) hedef kitle planlanırken, partilerin gözönünde tuttuğu dört temel stratejik değerlendirme saptadığını belirtmektedir. Bunlardan birincisi, partilerin bireylerin katılmacı eğilimlerini göz önünde tutmaları gerekliliğidir. Partiler kendi kişisel özelliklerinden dolayı harekete geçmeye daha eğilimli ve etkinliklere daha yatkın olan bireyleri hedeflemektedir. İkinci olarak partiler, aktif olmaya eğilimli bireyler arasında da seçme yapmalı ve kendi parti veya adaylarına taraftar olan bireyler üzerinde çalışmalarını odaklamalı, muhalif bireyleri harekete geçirmekten kaçınmalıdır. Partilerin hedef kitle planlamasında gözönünde tuttuğu üçüncü değerlendirme, bireylerin sosyal konumlarıdır. Buna göre partiler, sosyal ilişkileri daha yüksek olan bireyleri harekete geçirmeye daha fazla eğilimlidirler. Son olarak partiler spesifik insan tiplerini hedeflemenin yanında, çevresel koşulları ve kendi durumlarını da değerlendirmektedirler. Kendilerine muhalefetin yoğun olduğu bölgelerde partiler, canvassing için önemli bir kaynak ayırmaya eğilimli olmamaktadır.

Hedef kitle planlamasında dikkate alınan faktörlerle ilgili bir çalışma da Wielhouwer tarafından yapılmıştır. Wielhouwer, 1956’dan 1998’e kadar yapılan ABD ulusal seçim çalışmalarındaki hedef kitle planlamasını analiz etmiştir. Buna göre, tüm dönemlerde kayıtlı seçmen olma, canvassing yapılan kişi olma ihtimalini önemli ölçüde artırmaktadır. Ayrıca daha yaşlı, daha eğitimli ve daha güçlü partizan kişilerle, düzenli kiliseye giden, uzun süredir bölgede ikamet eden ve ev sahibi olan bireylerin canvassingin hedef kitlesi olarak seçildiği analiz sonucunda ortaya çıkmaktadır (Wielhouwer 2003: 661-662). Özetle, Gershtenson ve Wielhouwer’ın analizine göre, partiler canvassing uygulaması için hedef kitle planlarken daha çok; kendi yandaşlarından aktif olanları, sosyal ilişkileri yüksek olan bireyleri, çevresel koşulları, daha yaşlı, daha eğitimli, daha partizan ve bölgede uzun süredir ikamet eden seçmenleri dikkate almaktadırlar.

Kapı kapı canvassing uygulamasının önemli aşamalarından bir tanesi de canvasserlerin toplanması ve eğitilmesidir. Canvasser olarak parti teşkilatındaki gönüllüler görev alabileceği gibi, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve meslek birliklerinden sağlanacak (Green ve Gerber 2004: 28) gönüllü ve ücretli bireylerden de yararlanılabilir. Canvassing uygulamasına başlamadan önce canvasserlere kısa bir eğitim verilmeli, kampanyada kendi önemleri vurgulanmalı, gün içerisinde görevlerini başarıyla tamamlamanın önemi konusunda bilgilendirilmeli (Hall 1995: 22) ve davranış kuralları anlatılmalıdır. Canvasserler genellikle iki kişilik takımlar halinde seçmenlerin evlerine giderek iletişim kurmaktadırlar. Green ve Gerber (2004: 27) insanların kapılarını bayan canvasserlere açmaya daha istekli olduklarına dair bir inancın bulunduğunu, ancak iki erkek, iki bayan veya bir erkek bir bayandan oluşan iyi eğitimli takımların seçmenlere ulaşmada aynı başarıya sahip olduğunu vurgulamaktadır. Canvasserler, potansiyel seçmenlerle ilgili bazı bilgileri almalı ve evlerinde görüştükleri bireylerin tepkilerini not etmelidirler. Görüşülen seçmenlerin; olumlu, kararsız ve olumsuz olarak kategorize edilmesi, kararsız olanların da “istenilen yöne eğilimli”, “muhalefete eğilimli”, “nötr” diye sınıflandırılması (Hall 1995: 24), canvassingin amaçlarına ulaşması açısından önem taşımaktadır.

Kapı kapı canvassing uygulamasında programlamaya da önem verilmelidir. Programlama; uygulama için kaç canvasserin görevlendirileceği, hangi bölgelerde canvassing yürütüleceği, hangi saatler arasında yapılacağı, nelerin gözönünde bulundurulacağı gibi konuların düzenlenmesini içermektedir. Green ve Gerber (2004: 28) yaptıkları incelemeler sonucunda, canvasserlerin saatte 5-8 kayıtlı seçmenle iletişim kurduklarını belirlediklerini, kapı kapı canvassing uygulamasında bir saat içerisinde ortalama 12 seçmenle iletişim kurulabileceğini belirtmektedir. Saatte 12 oranı, canvassing için ihtiyaç duyulan sürenin ve kaç canvasserin görevlendirileceğinin hesaplanmasına katkı sağlamaktadır. Çoğu canvassing uygulaması saat 17.00 ile 19.00 arasında, Cumartesi günleri ise saat 10.00’dan 17.00’ye kadar yürütülmektedir. Pazar günü öğleden sonra yapılacak canvassing uygulaması tamamen bölgenin ve seçmenlerin yapısına bağlı olmakta, ancak saat 10.00 ile 17.00 arası dışında nadiren gerçekleştirilmektedir (Green ve Gerber 2004: 29). Canvassing programı yapılırken akşam saatlerinden sonra seçmenlerin evlerine gitmemeye özen göstermek gerekmektedir. Hava karardıktan sonra yapılacak kapı kapı canvassinge seçmenlerin olumsuz tepki göstereceğine (Trent ve Friedenberg 2000: 301, Green ve Gerber 2004: 26) dair yaygın bir kanaat bulunmaktadır.

Kapı kapı canvassing uygulamasının başarılı olabilmesi için, seçmenleri ziyaret eden aday ve canvasserlerin bazı kurallara dikkat etmesi gerekmektedir. Bunlar arasında; canvasserlerin temiz ve iyi giyinmesi, seçmenle tartışmaması, yemek saatleri ve aile eğlenceleri dışındaki zamanlarda çalışmalarını yürütmesi (Herzberg ve Peltason 1970: 38-39), seçmenle içten ve istekli konuşulması, iyi bir dinleyici olunması, açık fikirli olunması (Trent ve Friedenberg 2000: 301), görüşmelerin uzun tutulup seçmenin zamanının israf edilmemesi ve samimi bir yüz ifadesiyle iletişimin kurulması (Peck 1996: 45-46) gibi kurallar sayılabilir.

3. CANVASSİNGİN SEÇMEN DAVRANIŞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Canvassing uygulamasının seçmen davranışı üzerindeki etkilerini araştırmaya yönelik çalışmaların 1970’li yıllarda artmaya başladığı görülmektedir. Özellikle 2000’li yıllardan sonra yoğunluk kazanan bu çalışmalar, araştırmacının kendisi veya çeşitli gruplar tarafından yürütülen canvassing uygulamalarını değerlendirmeye odaklanmaktadır. Green ve Gerber (2004: 33) araştırmalara temel olan canvassing uygulamalarını üç kategoride değerlendirmektedir. Birincisi, üniversitelerdeki akademik personel tarafından yapılan, partizan olmayan canvassing çalışmalarını kapsamaktadır. İkinci kategoriyi ACORN (Association of Commu-nity Organizations for Reform Now), PIRG (Public Interest Researh Group) gibi, partizan olmayan grupların planlayıp yürüttüğü kapı kapı canvassing çalışmaları oluşturmaktadır. Sonuncusunda ise partizan kurumların yürüttüğü seçim bölgesi canvassingleri yer almaktadır. Son 10 yıllık dönemde yapılan araştırmalara bakıldığında, bunların genellikle birinci kategorideki canvassing çalışmalarına dayandığı, sonuncu kategoriye uygun çalışmaların ise çok sınırlı olduğu görülmektedir. Bunların yanında literatürde, daha önce yapılan canvassing araştırmalarını değerlendiren meta-analiz türü çalışmalara da rastlanmaktadır.

Kapı kapı canvassingin etkilerini değerlendirmeye yönelik en eski çalışmalardan birisi Kramer’e (1970) aittir. Kramer canvassingin etkilerini; katılıma ve seçmen tercihine olmak üzere ikiye ayırarak incelemektedir. Kramer, Michigan Üniversitesi Kamuoyu Araştırmaları Merkezi tarafından 1952, 1956, 1960 ve 1964 yıllarında yürütülen başkanlık seçimi araştırmalarını analizinde kullanmıştır. Analiz sonucunda ortaya çıkan temel bulgu; bir başkanlık seçiminde kapı kapı canvassingin oy vermeye katılmayı artırdığı, ancak ulusal ve yerel seçimlerde seçmen tercihi üzerinde son derece sınırlı etkisinin olduğudur (Kramer 1970: 572). Kramer (1970: 572) bu bulgulardan hareketle canvassingin etkili olabilmesi için, partiye taraftar eğilimlerin olduğu bölge ve seçmenler arasında oy katılımını artırmaya yoğunla-şılmasını, muhalif seçmenlerle ilişki kurmaktan kaçınılmasını, ziyaretlerin tekrar edilmesinin çok yararlı olmayacağını ve canvassingin seçime düşük katılımlı bölgelerde daha etkili olabileceğini belirtmektedir. Kramer’in çalışmasıyla aynı zamanlarda yapılan diğer bir araştırmada, 1970 yılında Wisconsin valilik seçimleri sırasında kampanya çalışanları ve gönüllüleri üzerinde posta anketi yoluyla siyasal reklam biçimlerinin etkisi ölçülmüştür. Bu araştırma sonucunda, canvassingin radyo, televizyon ve gazete reklamlarından daha etkili olduğu, Demokratların Cumhuriyetçilere oranla canvassingi daha etkili gördükleri ortaya çıkarılmıştır (Sheinkopf ve ark 1972: 402-404). Kramer’i temel alarak yapılan başka bir araştırma Adams ve Smith’e aittir. Anılan yazarların 1979 yılında 2650 seçmen üzerinde yaptığı araştırmanın bulguları Kramer’in kapı kapı canvassing hakkındaki bulgularıyla örtüşmek-tedir. Kapı kapı canvassing oy katılımına büyük oranda etkide bulunmuş, ancak seçmen tercihine etkisiyle ilgili kanıt bulunamamıştır (Adams ve Smith 1980: 395).

Kapı kapı canvassingle ilgili 1990’lı yıllara doğru yapılan ve literatürde yer alan iki çalışma öne çıkmaktadır. Mc Allister’in (1985: 496-497) İngiltere’de 1979-1983 yılları arasında toplanan data üzerinde yaptığı çalışmada, bir seçim kampanyası sırasında çoğu seçmen için televizyon birincil siyasal enformasyon kaynağı çıkmış, canvassing ve reklamcılığın etkisi göreceli olarak önemsiz bulunmuştur. Bu çalışmaya göre, bir parti canvasserinden etkilendiğini söyleyenlerin oranı 1979’da % 3 iken, 1983’te % 1’e düşmüş; Muhafazakarlar reklamdan % 0.4, Allianceler ise kapı kapı canvassingten % 0.2 oranında oylarını artırmışlardır (Mc Allister 1985: 497-499). 1990’lı yıllara doğru yapılan diğer çalışma Krassa’ya aittir. Krassa’nın (1989: 63) analizine göre, canvassing bir seçmenin oy verme ihtimali üzerinde büyük bir etkiye sahip olup, bu ihtimali % 36.4 oranında artırmaktadır. Yine bu araştırmaya göre; bölgenin ırksal karışımı, görüşülenlerin eğitim düzeyi ve canvassing yapılıp yapılmadığı bir kişinin oy verme ihtimaline anlamlı katkıda bulunmaktadır (Krassa 1989: 71).

2000’li yıllarla birlikte canvassingle ilgili araştırmaların arttığı gözlenmektedir. Marland (1998: 128-129) Ottowa seçimleri için yaptığı panel araştırması sonucunda, büyük bir parti tarafından kişisel ilişki kurulan seçmenlerin genelde bu partiye oy vermeye eğilimli olduğunu, kişisel ilişkinin oy verme tercihiyle ilişkili gözüktüğünü bulmuştur. Ayrıca doğrudan ilişkinin etkisinin, canvassinge erken başlayan parti seçmenleri arasında daha yüksek bulunduğu, bu araştırmayla ortaya çıkmıştır. 1952’den 1994’e kadar yapılan ABD seçimlerinin canvassing açısından analiz edildiği başka bir çalışmada; partilerin yaptığı canvassingin aday kontağından daha önemli, ancak seçmenler veya dini gruplar tarafından yapılan canvassingten daha az önemli olduğu bulunmuştur. Bu çalışmanın önemli sonuçlarından birisi de, kampanya aktivistlerini harekete geçirmede her iki partinin de canvassingi kullandığı, ancak Demokratların Cumhuriyetçilere göre çok daha etkili kullandığıdır (Wielhouwer 1999: 190-195). Amerika için yapılan ve canvassingin harekete geçirmede etkili olduğunu ortaya koyan bu iki çalışmanın sonuçları, İngiltere’yle ilgili bulgularla da örtüşmektedir. Whiteley ve Seyd (2003: 650) 2001 İngiltere genel seçimlerinde İşçi Partisi oyları üzerinde yaptığı analiz sonucunda, seçmenleri harekete geçirmede en geniş etkiye sahip araçların siyasal reklamlar daha sonra da kapı kapı canvassing olduğunu bulmuştur.

2000’li yıllarda özellikle Alan S. Gerber ve Donald P. Green’in canvassingle ilgili yaptığı birçok araştırma dikkati çekmektedir. Gerber ve Green 1998 yılında New Haven bölgesinde kapı kapı canvassing, telefonla arama ve doğrudan postalamanın seçmen katılımı üzerindeki etkisini ölçmek için bir araştırma yapmışlardır. Bu araştırmanın temel hipotezi, kapı kapı canvassingin seçmenleri; telefon ve doğrudan postalama gibi diğer iletişim biçimlerinden daha etkili harekete geçirdiği yönündedir (Gerber ve Green 2000: 653). Araştırma bulgularına göre, yüzyüze etkileşim seçmenlerin oy kullanması yönündeki değişimi artırmakta ve seçmen katılımı üzerinde kapı kapı canvassingin büyük bir etkisi ortaya çıkmaktadır (Gerber ve Green 2000: 661). Aynı araştırmacıların 2001 yılında ABD’nin 6 kentinde kapı kapı canvassingin etkisini ölçmek üzere yaptıkları diğer bir çalışma sonucunda; seçmenleri harekete geçirici kampanyaların yerel seçimlerde oy katılımını artırma potansiyeline sahip olduğu ve kayıtlı seçmenlerle her bir başarılı ilişkinin, bireyin oy verme ihtimalini yaklaşık % 7 artırdığı bulunmuştur (Green ve ark 2003: 1094). Gerber ve Green’in yer aldığı başka bir çalışmada (Bergan ve ark 2005) ABD’de 1998’den sonra gerçekleştirilen canvassingle ilgili 20 çalışmanın meta-analizi yapılmıştır. Analize tabi tutulan çalışmalardan çıkan sonuca göre; % 50 oy verme ihtimali bulunan bir seçmenin, bir canvasserle görüştükten sonra oy verme ihtimali % 58.1’e yükselmektedir. Bergan ve arkadaşlarına göre (2005: 770), bu bulgu 2004 seçim kampanyası sırasında yapılan 30 milyon ev canvassingine uyarlandığında biraz daha yüksek olacak ve 30 milyon kontak % 8.1 ile çarpıldığında kapı kapı canvassingin kazandırdığı ek seçmen sayısı 2.4 milyon olacaktır. Bergan ve arkadaşları (2005: 770) telefon canvassingiyle ilgili çalışmaları da değerlendirerek, telefon canvassinginin ortalama etkisi % 2 kabul edildiğinde, 120 milyon aramanın 2.4 milyon oy artıracağını belirtmekte, kapı kapı canvassing ve telefon canvassinginin artırdığı oy sayısının biraz abartılı olduğunu vurgulamaktadırlar.

Kapı kapı canvassingle ilgili çalışan önemli isimlerden bir tanesi de, ABD’deki Latin kökenli seçmenler üzerine araştırmalar yapan ve canvasserlerin etnik kökeni üzerine yoğunlaşan Michelson’dur. Michelson (2003: 258) California’da yürüttüğü araştırmada kapı kapı canvassingin etkisiyle ilgili kesin bir kanıt sağlamış, etnik köken ve siyasal eğilim açısından seçmenlerle canvasserler benzeştiğinde, canvassingin seçmen katılımı üzerinde büyük bir etkisinin olacağı sonucuna ulaşmıştır. Michelson başka bir çalışmasında (2005: 94), Latin kökenlilerin katılımıyla ilgili yaptığı dört araştırmanın bulgularını yeniden gözden geçirmiş ve canvasserlerin niteliğinin harekete geçirme çabalarının başarı anahtarı olduğu sonucuna ulaşmıştır. Michelson, dört çalışmasının analizi sonucunda ulaştığı temel sonuçları şu şekilde sıralamaktadır. Birincisi ve çok önemlisi Latin kökenli seçmenler, kapı kapı canvassigle oy vermeye mobilize edilebilirler. İkincisi mesajı iletenin niteliğidir. Latin seçmenler ortak etnik köken ve ortak partizanlıkla cezbedildiklerinde, daha çok katılma eğiliminde olmaktadırlar. Üçüncüsü kalite durumudur. Kendi çalışmalarının bir parçası olarak kapı kapı canvassing yapmaya zorlanan öğrenciler gibi düşük nitelikli canvasserler, ücretli veya gönüllü canvasserlerden daha az katılıma ikna etme ihtimaline sahiptir. Son olarak Latin seçmenlerle başarıya ulaşmak için, canvasserlerin daha çok Latin olması gerekmektedir (Michelson 2005: 98-99).

Kapı kapı canvassingle ilgili burada ele alınacak son çalışma Bennion’a aittir. Bennion (2005: 126) düşük seçmen katılımının, geleneksel canvassing tekniklerinin kullanılmasıyla kırılabileceğini ileri sürmektedir. Bennion (2005: 135-136) yaptığı araştırmayla canvas-singin, 30 ve daha üst yaşlardaki seçmenlere oranla genç seçmenlerin katılımında daha etkili olduğunu ve genç seçmenlerin canvassing mesajlarına daha duyarlı olduğunu bulmuştur.

Kapı kapı canvassingin etkisiyle ilgili yapılan çalışmalar genel olarak değerlendirildiğinde; seçmenlerin harekete geçme ve oy verme eğilimlerini canvassingin artırdığı yönünde genel bir uzlaşmaya varıldığı ortaya çıkmaktadır. İlk çalışmalarda canvassingin, katılma ve seçmenin parti tercihi üzerine olan etkileri ayrı ayrı ele alınmakla birlikte, daha sonra bu yaklaşımın azaldığı görülmektedir. Özellikle 1990’lı yıllardan sonra kapı kapı canvassingin oy verme katılımına olan etkisi üzerine daha çok odaklanılmaktadır.

Canvassing uygulamasının giderek yaygınlaşan diğer bir biçimi telefonla aramadır. Telefon canvassinginin etkisiyle ilgili yapılan çalışmaların da özellikle 2000 yılından sonra arttığı gözlenmektedir. Bu çalışmalara genel olarak bakıldığında telefon canvassinginin etkisinin, kapı kapı canvassinge oranla daha düşük olduğu görülmektedir. Gerber ve Green’in (2000: 661) 1998 yılı New Haven bölgesi araştırması sonucuna göre, profesyonel firmalarca yapılan telefon canvassinginin etkisi doğrudan postalamadan daha düşük çıkmıştır. Aynı yazarlar 1998 genel seçimlerinde West Haven (Gerber ve Green 2001: 80), 2002’de Iowa ve Michigan bölgelerinde yaptıkları araştırmada (Gerber ve Green 2005: 150) telefon canvassinginin etkisiz olduğunu bulmuşlardır. 2002 eyalet seçimlerinde Cardy (2005: 39-40) bir araştırma yapmış, doğrudan postalama ve telefon canvassinginin tek tek veya birlikte kullanıldığında seçmenin oy vermeye katılması ve iknası üzerinde etkisinin önemsiz olduğunu bulmuştur. McNulty (2005: 57) 2002-2003 yıllarında San Francisco bölgesinde yürütülen telefon canvassingiyle ilgili dört araştırmanın sonuçlarını yorumlamış, delillerin çoğunluğunun telefon canvassinginin katılımı artırmada etkisiz olduğuna işaret ettiğini belirtmiştir. Yazara göre özellikle, taraf tutmaya eğilimli seçmenler arasında telefon canvassinginin katılımı artırmadığı noktasında daha güçlü deliller bulunmaktadır.

Yukarıda bulguları özetlenen çalışmalar, seçmenin harekete geçmesinde ve oy vermeye katılımında telefon canvassinginin etkisiz veya çok düşük etkili olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Ancak telefon canvassinginin etkili olduğunu ortaya çıkaran çalışmalar da bulunmaktadır. Nickerson (2005: 19) 2002 yılında Michigan’da yaptığı araştırmada telefon canvassinginin seçmen katılımını % 3.2 oranında artırdığını, diğer bir deyişle her bin kişilik telefon aramasının 32 yeni oy yarattığını bulmuştur. Nickerson başka bir çalışmasında (2006: 284) 2000 ve 2001 yıllarında ABD’de gerçekleştirilen partizan olmayan telefon canvassingiyle ilgili sekiz çalışmayı incelemiştir. Bu çalışmanın temel bulgusu, profesyonel firmaların yaptığı telefon canvassingine oranla, gönüllülerin uyguladığı telefon aramasının seçmeni harekete geçirmede daha etkili olduğudur. Telefon canvassinginin etkileriyle ilgili kapsamlı bir çalışma da Ramirez tarafından yapılmıştır. Ramirez (2005:75) 2002 seçimlerinde ABD’deki Latin Amerika kökenli seçmenlerin harekete geçirilmesinde kullanılan üç taktiğin etkilerini karşılaştırmıştır. Buna göre, yalnızca canlı telefon canvassinginin seçmen katılımıyla anlamlı bir ilişki taşıdığı ve % 6.4 oranında katılımı artırdığı belirlenmiş, önceden kaydedilmiş sesleri ileten robo-calls biçiminin ve doğrudan postalamanın etkisinin ise son derece sınırlı olduğu ortaya çıkmıştır. Green ve Gerber (2004:77-78) de telefon canvassingiyle ilgili yapılan çalışmalardan ortaya çıkan sonuçları özetlemektedir. Green ve Gerber’in tespitlerine göre robo-calls aramalar seçmen katılımı üzerinde çok zayıf etkilere sahip olup, ancak 2000 aramada bir oy kazandırabilmektedir. Gönüllüler tarafından yapılan telefon canvassingi genellikle etkili olmakta, ancak çok sayıdaki insanla iletişim kurma kapasitesi sınırlı kalmaktadır. Green ve Gerber’in tespitleri doğrultusunda, her 50 gönüllü aramasından bir oy kazanılabilmektedir. Profesyonel firmalar tarafından yapılan telefon canvassinginin etkililiği ise, seçmene iletilen metnin acele edilmeden aktarılmasına bağlı olarak değişmektedir.

TARTIŞMA VE SONUÇ

Canvassingle ilgili 1970’li yıllardan itibaren başlayan ve günümüzde oldukça zenginleşen araştırmalarla ortaya çıkan önemli sonuçlardan birisi, bir siyasal iletişim tekniği olarak canvassingin öneminin giderek artmasıdır. Canvassingin uygulama biçimlerinden kapı kapı canvassing, telefonla yapılan canvassinge oranla daha etkili görülmekte ve daha çok yapılmaktadır. Partiler ve adaylar canvassingi daha çok, seçmenleri harekete geçirme ve oy katılımını artırma amacıyla yürütmektedirler.

Canvassingle ilgili araştırmalardan ortaya çıkan önemli sonuçlardan bir diğeri de, başarılı bir canvassing için iyi bir organizasyona gerek duyulduğudur. Canvassingin tüm uygulama biçimlerinde hedef kitle iyi planlanmalı, canvasserlerin bir takım olumlu nitelikler taşımasına özen gösterilmelidir. Araştırmalar; partilerin hedef kitlelerini planlarken kendi yandaşlarını, sosyal ilişkileri yüksek olan bireyleri, daha partizan ve bölgede uzun süre ikamet eden seçmenleri dikkate aldıklarını göstermektedir. Bu doğrultuda canvassing için hedef kitle planlanırken bölgenin ve seçmenlerin yapısının iyi analiz edilmesinde yarar bulunmaktadır. Seçmenlerin sosyo-demografik özellikleriyle ilgili bilgilerin toplanması ve güncellenmesi, canvassingin başarısına katkı sağlayan önemli bir unsur olacaktır. Organizasyonda görev alan canvasserlerin de; temiz ve iyi giyinmesi, seçmenle tartışmaması, içten davranması, açık fikirli olması, iyi bir dinleyici olması ve seçmenlerin gereksiz yere zamanını almaması gibi niteliklere sahip olması, kapı kapı canvassing uygulamasının başarısını artıracaktır.

Canvassingle ilgili bir çok araştırmanın üzerinde odaklandığı konu, canvassingin etkilerinin değerlendirilmesidir. Bu araştırmalardan ortaya çıkan temel sonuç, tüm canvassing biçimlerinin seçmenlerin katılımına ve harekete geçmesine katkı sağladığıdır. 1970’li yıllarda yapılan çalışmalarda canvassingin etkileri iki boyutlu ele alınmış; hem seçmenlerin bir parti veya aday yönünde ikna edilmesinde hem de oy kullanmak için sandığa gitmelerinde canvassingin etkileri incelenmiştir. Bu çalışmaların sonucunda canvassingin daha çok seçmenlerin harekete geçmesinde ve sandığa gitmesinde etkili olduğu, iknaya katkısının bulunmadığı yolunda bir kanaat gelişmiştir. 1990’lı yıllardan sonraki araştırmalarda canvassing ağırlıklı olarak, seçimlere katılmayı artırma çabalarından (get out the vote- GOTV) birisi olarak görülmüş ve bu boyut üzerine odaklanılmıştır. Özellikle ABD ve Avrupa ülkelerindeki seçimlere katılma oranının düşük olmasının, canvassingin seçimlere katılmayı artırma tekniklerinden birisi olarak kullanılmasına zemin hazırladığı ileri sürülebilir. Seçimlere katılımın yüksek olduğu ülke ve bölgelerde, iyi bir planlama ve organizasyonla canvassin-gin bir ikna tekniği biçiminde kullanılması da mümkün olabilir.

Kapı kapı canvassingin, diğer canvassing biçimlerine oranla seçmenleri harekete geçirme ve katılımı artırmada daha etkili olduğu çoğu araştırma sonucunda ortaya çıkmaktadır. Parti veya adaya taraftar olanlar üzerinde yapılması, seçmenlerle aynı etnik köken ve siyasal eğilim taşıyan canvasserler tarafından yürütülmesi, canvasserlerin gönüllülerden oluşması gibi faktörlerin kapı kapı canvassingin etkisini artırdığı yönünde işaretler bulunmaktadır. Araştırmalara göre, telefonla yapılan canvassing biçimlerinden, gönüllülerin uyguladığı telefon aramalarının etkisi daha yüksek çıkmaktadır. En düşük etkiyi oluşturan ise önceden kaydedilmiş metinlerin telefonla aktarıldığı robo-calls’tır. Bazı yazarlar robo-calls’la ilgili problemin telefonla aramanın etkisizliğinden değil, mekanik olarak iletilen mesaj içeriğinin etkisiz olduğundan kaynaklandığını (Gerber ve Green 2005: 152) toplumda iyi bilinen ve saygın görülen kişilerin ses kayıtlarıyla yapıldığında etkisinin artabileceğini (Ramirez 2005: 80) belirtmektedirler.

Canvassingle ilgili araştırmaların önemli bulgularından birisi de, düşük katılımlı seçimlerde ve bölgelerde canvassingin daha etkili olacağı yönündedir. Düşük katılımlı seçimlerde ve bölgelerde yapılacak iyi bir canvassing uygulaması, seçim sonuçlarını tamamen değiştirebilecek bir güce sahiptir. Seçmenlerinin oy kullanmayacağını tahmin eden bir siyasal parti, etkili canvassing uygulamasıyla meclis aritmetiğini tamamen değiştirebilir.

Canvassing tekniği ve uygulanışı ülkemiz açısından değerlendirildiğinde, 1990’lı yıllarda bu tekniğin önem kazanmaya başladığı, ancak bilimsel araştırmalara henüz yeteri kadar konu olamadığı görülmektedir. 1990 sonrasında kapı kapı canvassing özellikle Refah Partisi’nin uyguladığı temel siyasal iletişim tekniği olarak dikkati çekmiş ve Özbudun’un (2006: 554) ifadesiyle geleneksel kapı kapı canvassingin değerini kavrayan tek parti Refah Partisi olmuştur. Daha sonra kurulan AKP’nin de canvassing tekniğine çok önem verdiği belirtilebilir. Maksudoğlu (2006: 61) 2002 genel seçimlerinde AKP’nin yüzyüze iletişimi en etkin şekilde kullandığını, her bölgede kurduğu Seçim Koordinasyon Merkezleri aracılığıyla kapı kapı canvassingi başarıyla uyguladığını ve Antakya’da kapı kapı canvassingin AKP tarafından uygulanan en yaygın teknik olduğunu vurgulamaktadır. CHP’nin de 2002 genel seçimlerinde bazı bölgelerde kapı kapı canvassing uyguladığı belirtilmektedir. Örneğin gönüllüler, parti gençlik ve kadın kolları aracılığıyla CHP Antakya’da kapı kapı canvassing uygulamıştır (Maksudoğlu, 2006: 73). DYP Genel Başkanı Tansu Çiller 2002 genel seçimlerinde Muğla’da 220 bin seçmene telefon canvassingiyle ulaşmış ve kendi sesiyle seslendirdiği yaklaşık üç dakika süren mesajını seçmenlere iletmiştir (Devran 2003: 224-225). Bu örnekler, çok sistemli olmasa da ülkemizdeki siyasal parti ve adayların, canvassinge giderek önem verdiğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Canvassing konusu, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Türk siyasal iletişim literatüründe yer almaya başlamıştır. Yüzyüze siyasal iletişim tekniği bağlamında canvassingin önemi, çeşitleri ve uygulanışıyla ilgili teorik bilgiler bir çok çalışmada bulunmaktadır (Özerkan Altınal ve İnceoğlu 1997: 161, Devran 2003: 211-225, Uztuğ 1999: 110, Topuz 1991:192, Oktay 2002: 220, Aziz 2003: 39, Kalender 2005: 103). Ancak canvassingin Türk seçmeni üzerindeki etkilerini incelemeye dönük amprik çalışmalar ülkemizde neredeyse hiç yoktur. Bu nedenle canvassingin Türk seçmeni üzerinde hangi etkileri doğurduğu veya doğurabileceğine yönelik bilgilerimiz çok sınırlıdır. Gelecek dönemlerde, canvassingin Türk seçmeni üzerinde nasıl bir etki doğurduğuna ve siyasal parti/adaylara nasıl bir yarar sağlayacağına yönelik araştırmaların yapılması, siyasal iletişim literatürümüze ve siyasal hayatımıza çok önemli katkılar sağlayacaktır. Canvassing araştırmalarının yararı ve gereğiyle ilgili bir örnek ülkemizdeki 2002 seçimleri bağlamında verilebilir. 2002 genel seçimlerinin en başta gelen özelliği 1980 sonrasında en düşük katılım ile gerçekleşen seçim olması ve seçmenlerin % 20.9’unun oy kullanmamasıdır (Turan 2004: 233). Turan’ın (2004: 237) analizine göre bu seçimlerde sol partilerin oyu 8 puan azaldığından, oy kullanmayan seçmenlerin kaynağının sol olma ihtimali çok yüksektir. 2002 seçimlerinde özellikle CHP, her bölgede yürüteceği iyi bir canvassing uygulamasıyla seçmenleri oy kullanmaya kanalize edebilseydi daha fazla milletvekili çıkarabilir miydi? Bu seçimlerde % 9.5 oy alan DYP, yine Turan’a (2004: 283) göre, seçmenleri harekete geçirebilseydi % 5 daha fazla oy alma ve Meclis’e girme potansiyeline sahip bulunuyordu. Canvassing tekniği DYP’nin barajı aşmasına gerçekten katkıda bulunabilir miydi? Hangi partinin seçmenleri canvassing tekniğiyle daha çok sandığa götürülebilirdi? Bu ve benzeri sorulara, amprik araştırma bulgularına dayanarak cevap vermek son derece gerekli gözükmektedir.

NOT: Bu makale Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi’nin 5. cilt, 1. sayısında (2007) yayınlanmıştır.

KAYNAKLAR

Adams W C ve Smith D J (1980) Effects of Telephone Canvassing on Turnout and Preferences: A Field Experiment, Public Opinion Quarterly, 44 (3), 389-395.

Aziz A (2003) Siyasal İletişim, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.

Bennion E A (2005) Caught in the Ground Wars: Mobilizing Voters During a Competitive Congressional Campaign, The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 601, 123-141.

Bergan D E, Gerber A S, Green D P ve Panagopoulos C (2005) Grassroots Mobilization and Voter Turnout in 2004, Public Opinion Quarterly, 65 (5), 760-777.

Blaemire R ve Russel B (2004) Developing a Web-Based Voter File System, Campaign and Elections, 25 (5), 38.

Cardy E A (2005) An Experimental Field Study of the GOTV and Persuasion Effects of Partisan Direct Mail and Phone Calls” The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 601, 28-40.

Denver D ve Hands G (2000) The Fall and Rise of Constituency Campaigning, J Bartle (ed), Political Communication Transformed: From Marrison to Mandelson, Gordonsville, V. A., Palgrave Macmillan, USA, pp 71-86.

Devran Y (2003) Siyasal Kampanya Yönetimi, And Yayınları, İstanbul.

Galatas S E (2004) Electing the First Parliament: Party Competition and Voter Participation in Scotland, Party Politics, 10 (2), 213-233.

Gerber A S ve Green D P (2000) The Effect of Canvassing, Telephone Calls, and Direct Mail on Voter Turnout: A Field Experiment”, American Political Science Review, 94 (3), 653-663.

Gerber A S ve Green D P (2001) Do Phone Calls Increase Voter Turnout? A Field Experiment, Public Opinion Quarterly, 65 (1), 75-85.

Gerber A S ve Green D P (2005) Do Phone Calls Increase Voter Turnout? An Update, The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 601, 142-154.

Gershtenson J (2003) Mobilization Strategies of the Democrats and Republicans, 1956-2000, Political Research Quarterly, 56 (3), 293-308.

Green D P ve Gerber A S (2004) Get Out The Vote: How To Increase Voter Turnout, Brookings Institution Press, Washington, D.C.

Green D P, Gerber A S ve Nickerson D W (2003) Getting Out The Vote in Local Elections: Results From Six Door-to-Door Canvassing Experiments, The Journal of Politics, 65 (4), 1083-1096.

Hall R B (1995) Door-to-door canvassing and Personal Contact in Library Referenda Campaigns, The Bottom Line: Managing Library Finances, 8 (4), 21-25.

Harrop M ve Miller W L (1987) Election and Voters A Comparative Introduction, McMillan, London.

Herzberg D G ve Peltason J W (1970) A Student Guide To Campaign Politics, Mcgraw Hill, New York.

Kalender A (2005) Siyasal İletişim Seçmenler ve İkna Stratejileri, Çizgi Kitabevi, Konya.

Kramer G H (1970) The Effect of Precinct-Level Canvassing on Voter Behavior”, Public Opinion Quarterly, 34 (4), 560-572.

Krassa M A (1989) Getting Out the Black Vote: The Party Canvass and the Black Response, L J Barker (ed), New Perspectives in American Politics, Transaction Publishers, New Jersey, pp. 58-75.

Lariscy R W, Tinkham S F, Edwards H H ve Jones K O (2004) The “Ground War” of Political Campaigns: Nonpaid Activities in U.S. State Legislative Races, Journalism & Mass Communication Quarterly, 81 (3), 477-497.

Ma N ve Choy C-K (2003) The Impact of Electoral Rule Change on Party Campaign Strategy Hong Kong as as Case Study, Party Politics, 9 (3), 347-367.

Maksudoğlu F (2006) Kitle İletişim Araçlarının Seçim Propagandalarında Kullanımı: Antakya Örneği, Mustafa Kemal Üniversitesi SBE, Yüksek Lisans Tezi, Hatay, http:// kutuphane. mku.edu.tr/tez/T301.pdf.13.04.2007

Marland A J (1998) Constituency Campaigning: A Review of The Literature and a Case Study of Ottowa Centre, 1997, UMI dissertation.

Mc Allister I (1985) Campaign Activities and Electoral Outcomes in Britain 1979 and 1983, Public Opinion Quarterly, 49 (4), 489-503.

McNulty J E (2005) Phone-Based GOTV- What’s on the Line? Field Experiments with Varied Partisan Components, 2002-2003, The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 601, 41-65.

Michelson M R (2003) Getting Out The Latino Vote: How Door-to-Door Canvassing Influences Voter Turnout in Rural Central California, Political Behavior, 25 (3) 247-263.

Michelson M R (2005) Meeting the Challenge of Latino Voter Mobilization, The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 601, 85-101.

Nickerson D W (2005) Partisan Mobilization Using Volunteer Phone Banks and Door Hangers, The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 601, 10-27.

Nickerson D W (2006) Volunteer Phone Calls Can Increase Turnout: Evidence From Eight Field Experiments, American Politics Research, 34 (3), 271-292.

Oktay M (2002) Politikada Halkla İlişkiler, Derin Yayınları, İstanbul.

Özbudun E (2006) From Political Islam to Conservative Democracy: The Case of the Justice and Development Party in Turkey, South European Society&Politics 11 (3-4), 543-557.

Özerkan Altınal Ş ve İnceoğlu Y (1997) İletişimde Etkileme Süreci Seçim Kampanyalarından Örneklerle, Pan Yayıncılık, İstanbul.

Peck L M (1996) Going door-to-door: 10 tips for Success, Campaigns and Elections, 17 (7), 45-46.

Ramirez R (2005) Giving Voice to Latino Voters: A Field Experiment on the Effectiveness of a National Nonpartisan Mobilization Effort, The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 601, 66-84.

Shea D M (1998) Get-Out-The-Vote: 5-Step Process, Campaigns and Elections, 19 (10), 48.

Sheinkopf K G, Atkin C K ve Bowen L (1972) The Functions of Political Advertising for Campaign Organizations, Journal of Marketing Research, 9 (4), 401-405.

Topuz H (1991) Siyasal Reklamcılık Dünyadan ve Türkiye’den Örneklerle, Cem Yayınevi, İstanbul.

Trent J S ve Friedenberg R V (2000) Political Campaign Communication: Principles and Practices, Praeger Publishers, USA.

Turan, A E (2004) Türkiye’de Seçmen Davranışı Önceki Kırılmalar ve 2002 Seçimi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

Uztuğ F (1999) Siyasal Marka Seçim Kampanyaları ve Aday İmajı, MediaCat Yayınları, Ankara.

Whiteley P ve Seyd P (2003) Party Election Campaigning in Britain The Labour Party, Party Politics, 9 (5), 637-652.

Wielhouwer P W (1999) The Mobilization of Campaign Activists by the Party Canvass, American Politics Quarterly, 27 (2), 177-200.

Wielhouwer P W (2003) In Search of Lincoln’s Perfect List Targeting in Grassroots Campaigns, American Politics Research, 31 (6), 632-669

SEÇMENİN KARAR SÜRECİNDE İLETİŞİM ARAÇ VE YÖNTEMLERİNİN ÖNEMİ

Seçmenlerin herhangi bir siyasal parti veya adaya oy verme kararını netleştirmelerinde değişik etmenlerin varlığı söz konusudur. Bunlar arasında, günümüzde üzerinde önemle durulan etmen gruplarından bir tanesi, kitle iletişim araçları ve bazı iletişim yöntemleridir. Özellikle kitle iletişim araçlarının seçmenlerin karar sürecindeki önemi, siyasal iletişimin temel çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kitle iletişim araçlarının seçmenlerin karar sürecindeki önemi konusunda bilinen en eski çalışmalardan bir tanesi, Lazarsfeld ve arkadaşları (1968) tarafından 1940 yılında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın temel sonucuna göre, gazete ve radyonun seçmen tercihinde düşük bir önemi bulunmaktadır. 1960’lı yıllarda özellikle Klapper’in çalışmalarıyla bu sonuç daha da pekiştirilmiş ve kitle iletişim araçlarının etkilerinin sınırlı olduğu yönündeki görüşler artmıştır. 1968’li yıllara kadar yapılan çalışmalarda, kitle iletişim araçlarının seçmen davranışı üzerindeki etkilerini net ortaya koyabilecek bulgulara genelde ulaşılamamıştır. Örneğin Tuchman ve Coffin (1971: 326) 1968 başkanlık seçimleri sırasında yaptıkları araştırmada, televizyon yayınlarının seçmen davranışı üzerinde ölçülebilir bir etkisine rastlayamadıklarını ve bu sonucun 1964 yılındaki araştırmalarla örtüştüğünü belirtmektedir. Daha sonraki çalışmalar seçim kampanyalarında kitle iletişim araçlarının rolünü büyük bir enformasyon kaynağı olarak görmüştür (Simon 1996). Şu anda ise siyasal hayatta kitle iletişim araçlarının güçlü ve doğrudan etkileri olduğu konusunda büyük bir eğilim bulunmaktadır (Newton ve Brynin 2001:265).

Kitle iletişim araçlarının seçmen tercihinde giderek artan önemiyle ilgili, ülke ve yöre bazında çalışmaların yapılması ve sonuçların zenginleştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışma böyle bir amaçtan yola çıkmakta ve öncelikle seçmenlerin karar süreçlerinde iletişim araç ve yöntemlerinin önemiyle ilgili görüşlere kısaca yer vermektedir. Daha sonra Konya’da yapılan bir alan araştırması bulguları yorumlanmaktadır. Alan araştırmasıyla, seçmenlerin karar süreçlerinde iletişim araç ve yöntemlerinin önem düzeyi belirlenmeye çalışılmakta, her bir araç ve yöntemin bağımsız değişkenlerle ilişkisi ortaya konulmaktadır.

1. SEÇMENİN KARAR SÜRECİNDE İLETİŞİM ARAÇ VE YÖNTEMLERİNİN ÖNEMİYLE İLGİLİ GÖRÜŞLER

Siyasal parti ve adaylar seçmenlerin karar süreçlerini etkilemek ve kendilerine oy vermelerini sağlamak amacıyla çeşitli iletişim araç ve yöntemlerinden yararlanmaktadırlar. Özellikle günümüz seçimlerinde kampanyaların önemi büyük oranda arttığından, başta televizyon olmak üzere, gazete, radyo, internet, afiş, ilan, broşür, miting ve yüzyüze görüşmeler seçmenlere mesaj verme aracı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu araçların etkisi ve önemi konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır.

Seçmenlerin karar sürecinde televizyonun en önemli araçlardan biri olduğu konusunda genelde bir görüş birliğinden söz etmek mümkündür (Kaid ve Holtz-Bacha 1995:1, Kavanagh 1995:197, Zuleta-Puceiro 1993:56, Denver 1989:102, Yıldız 2002:95). Bazı yazarlara göre televizyon, gündemi belirleyen, insanların tutum ve düşüncelerini yönlendiren (Gökçe 1993:91), adayların görüntülerini seçmenlerin oturma odalarına kadar götüren nitelikleriyle (Oktay 2002: 163) seçim kampanyalarının vazgeçilmez aracı kabul edilmektedir.

Gazeteler de seçmenlerin karar süreçlerinde önemli görülen araçlardan bir tanesidir. Siyasal iletişimde gazetelerin kullanımının ikincil düzeye indirgendiği öne sürülse de, son yıllarda teknolojinin gelişmesi ve gazete yönetimlerinin bir dizi düzenleme yapması sonucu etkili bir siyasal araç durumuna tekrar geldiği belirtilmektedir (Oktay 2002: 156-157). LUC medya stratejistleri Werner ve Brimer, gazetelerin siyasal reklamcılıkta belirli bir yerinin bulunduğunu, abonelerinin daha çok yüksek eğitim almış ve bilgi arayan insanlardan oluştuğunu dile getirmektedir (Campaign & Elections 2002: 60). Gazete okuyucularının daha çok bilgi arayan insanlardan oluşması, onların politikaları öğrenmelerinde ve adayların konular hakkındaki pozisyonlarını algılamalarında bu araçtan önemli ölçüde yararlandıklarını ortaya çıkarmaktadır. Konuyla ilgili yapılan spesifik çalışmalar da bu doğrultuda sonuçlara ulaşmaktadır. Quarles (1979: 424-425) 1972 yılında yaptığı alan araştırmasında, özellikle genç seçmenlerin kampanyalarla ilgili bilgileri gazetelerden almaya daha eğilimli olduklarını bulmuş ve gazete okumanın hem siyasal sistem bilgisi hem de adayların konu pozisyonlarını doğru algılamada yaşlı ve deneyimli seçmenlere oranla genç ve ilk oy kullanacak seçmenlerde anlamlı bir farklılık kaynağı olduğunu belirlemiştir. Yazara göre gazeteler, genç seçmenlerin eğilimlerinin güçlü bir destekleyicisidir (Quarles 1979: 431).

Amprik çalışmaların çoğunluğu gazete okuma ve oy verme arasında güçlü bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Bir yazar, 1960-1980 yılları arasında siyah seçmenlerin oy vermelerinde gazetelerin daha etkili olduğunu bulmuştur (Latimer 1983:23). Simon’un araştırması (1996) oy vermeyle sadece gazete okumanın ilişkili olduğunu, televizyon, radyo ve derginin oy vermeyle bağlantısının bulunmadığını belirlemiştir. Yine Newton ve Brynin (2001: 279) 1992 ve 1997 araştırmalarına dayanarak gazete okuma ve oy verme arasında hala güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşmıştır. Gazetelerin oy vermeyle güçlü bir ilişki taşıdığını belirleyen yukarıdaki araştırma sonuçlarına ters düşen bazı çalışmalar, az da olsa da bulunmaktadır. Örneğin İngiltere’deki bir araştırma, partizan gazetelerin okuyucuların oy verme tercihleri üzerinde sadece sınırlı bir etkiye sahip olduklarını ve genel sonuçlar üzerinde çok az yada hiç etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşmaktadır (Curtice 1997).

İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan ve son dönemlerde siyasal kampanyalarda kullanılan önemli araçlardan bir tanesi de internettir. İnternetin, potansiyel olarak tüm zamanların en büyük siyasal aracı olduğu yönünde görüşler bulunmaktadır (Thompson 2002: 32). Connel (1998), siyasal arenada yeni olmasına rağmen internetin, milyonlarca seçmene ulaşmada yeni ve güçlü bir araç olduğunu en kısa sürede kanıtlayacağını belirtmektedir. Bazı araştırmalar siyasal web sitelerinin beş temel fonksiyonu üzerinde durmaktadır. Bunlar bilgi sağlama, kampanya aracı olarak kullanma, kaynak oluşturma, parti içi ve dışı gruplarla bilgi ağı oluşturma ve katılmayı artırmadır (Gibson ve Ward 2002: 101).

Siyasal kampanyalardaki diğer çalışmaları gerçekleştirmede tamamlayıcı olduğu dile getirilen internetin en büyük avantajları arasında, çok geniş bir izlerkitleye mesajların ucuz bir şekilde ulaşmasına izin vermesi (Connel 1998, Willis ve Perra 2000: 29) gelmektedir. Bunun yanında internet, seçimler sırasında gönüllüleri organize etmede (Thompson, 2002), adayların mesajlarını diğer kitle iletişim araçlarındaki filtre olmadan seçmene ulaştırmada, video klipleri, izleyicilerle doğrudan konuşma, interaktif chat odalarıyla seçmenlerle iletişim kurmada (Willis ve Perra 2000: 29-30) son derece yararlı olmaktadır. İnternet ayrıca, kampanyalara mali destek sağlamada da kullanılmaktadır. Willis ve Perra (2000: 28), 1995’li yıllardan itibaren Amerika’daki bazı adayların web siteleri oluşturduklarını ve kampanyalarına seçmenlerin kredi kartı kullanmak suretiyle yardım topladıklarını örneklerle ifade etmektedir. İnternetin etkileri konusunda son dönemlerde yapılan bir araştırma sonucuna göre ise internetin en büyük avantajı, geniş hacimli bilgileri partilerin dağıtmasına izin vermesidir. Bunu hedef kitle ve üyelerden feed-back alma izlemektedir (Gibson ve Ward 2002: 114).

Seçmenlerin karar süreçlerini etkilemek için siyasal kampanyalarda televizyon, gazete ve internet dışında; radyo, afiş, ilan ve broşürler, aday ziyaretleri gibi araç ve yöntemler de kullanılmaktadır. Bu araç ve yöntemlerin hepsi kampanyanın bütünleyici unsurları arasında yer almakta ve seçmenlerin karar süreçlerinde önem taşımaktadır. Çoğu çalışmada bu araç ve yöntemler bir bütün olarak ele alınmakta, seçmenlerin karar süreçlerindeki önem düzeyi karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Simon (1996) gazete, televizyon, dergi ve radyonun sadece katılımla anlamlı ilişki taşıdığını belirlemiştir. Yazara göre, katılımla en yüksek ilişkiyi taşıyan araç gazetedir. Bunu televizyon, dergi ve radyo izlemektedir. Başka bir araştırma sonucuna göre enformasyon kaynağı olarak televizyon ve radyonun; kişisel ilişkiler, broşürler ve bilboardlardan daha fazla öneme sahip olduğu ortaya çıkmıştır (Latimer 1984:780). Avustralya’da yapılan bir araştırmada ise internet; parti mesajlarını iletmede televizyon, yazılı basın ve radyodan daha performanslı değerlendirilmiştir. Bu araştırmaya göre en önemli araç ve yöntemlerin başında internet ve doğrudan postalama gelmekte, bunu mitingler, parti konferansları, radyo haberleri, televizyon haberleri, gazeteler ve parlamento tartışmaları izlemektedir (Gibson ve Ward 2002: 114-115)

2. İLETİŞİM ARAÇ VE YÖNTEMLERİNİN

ÖNEMİ ÜZERİNE ALAN ARAŞTIRMASI

2.1. METODOLOJİ

Seçmenlerin karar süreçlerinde iletişim araç ve yöntemlerinin ne derece önem taşıdığını belirlemek amacıyla, Konya Merkez’e bağlı Selçuklu, Karatay ve Meram ilçelerinde bir alan araştırması yapılmıştır. Konya merkez seçmen kütüğüne kayıtlı toplam 483.360 seçmen bulunmaktadır. Araştırma, bu seçmenler içerisinden tesadüfi örneklemle seçilen 428 kişiyle yüzyüze anket uygulanarak 10-20 Ekim 2002 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Araştırmaya katılanlara, oy verme kararlarına ulaşmada iletişim araç ve yöntemlerinin ne derece önem taşıdığına ilişkin sorular yöneltilmiş ve her bir araç ve yöntem için “çok önemli” den “hiç önemli değil”e doğru sıralanan 5’li skala üzerinden cevap vermeleri istenmiştir. Elde edilen veriler istatistiki analize tabi tutulmuş ve SPSS programıyla değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde ve değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır.

2.2. ARAŞTIRMAYA KATILANLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ

Araştırmaya katılanların % 62.6’sı erkek, % 37.4’ü kadındır. Yaş açısından % 14.8’i 18-23; % 19.9’u 24-29; % 18’i 30-35; % 16.9’u 36-41; % 13.3’ü 42-47; % 8.9’u 48-53; % 4’ü 54-59 ve % 4.2’si de 60 ve daha yukarı yaş dilimlerindendir. Araştırmaya katılanların % 24.4’ü ilkokul, % 11.5’i ortaokul, % 31.6’sı lise ve % 32.6’sı ise üniversite mezunudur. Meslek itibariyle en yüksek oranda görüşülenleri ev hanımları ( % 18), memurlar (% 17.5), esnaf (% 15.4), serbest meslek çalışanları (% 13.6), özel sektör çalışanları (% 10.5) ve öğrenciler (% 10.3) oluşturmaktadır. Araştırmaya katılanların gelir düzeylerine bakıldığında en yüksek oranı 201-400 milyon arası aylık gelire sahip olanların (% 35.4) aldıkları, bunu 200 milyondan az geliri olanların (% 18.2) izlediği görülmektedir. Bunun yanında araştırmaya katılanların % 17.5’i 401-600 milyon arası, % 14.3’ü 601-800 milyon arası, % 5.6’sı 801 milyon- 1 milyar arası , % 9’u da 1 milyardan fazla aylık gelire sahiptir.

Araştırmaya katılanların çoğunluğunun, seçim dönemlerinde kampanya ve siyasal konularla ilgilendikleri ortaya çıkmaktadır. Seçim dönemlerinde kampanya ve siyasal konularla çok ilgilenenlerin oranı % 27.4, biraz ilgilenenlerin % 51.1, ilgilenmeyenlerin % 15, hiç ilgilenmeyenlerin oranı ise % 6.6’dır.

Araştırmaya katılanların yarısından biraz fazlası, oy verme kararına kampanya sürecinde ulaşmaktadır. Ancak önemli bir kesim (% 45.6) seçim dönemi olmasa bile hangi parti veya adaya oy vereceğini net olarak kararlaştırmış durumdadır. Sonuçlar incelendiğinde araştırmaya katılanların % 29.7’sinin seçim kararı alınıp adaylar belirlenince, % 13.3’ünün kampanya ortalarında, % 6.5’inin oylamaya birkaç gün kala, % 4.9’unun da sandık başında kararını netleştirdiği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, önemli bir seçmen kesiminin kampanya sürecinde karar verdiğini ve etkilenmeye açık olduğunu göstermektedir.

Araştırmaya katılanların yarısına yakını günde en az bir gazete okumaktadır. Günde birden fazla gazete okuyanların oranı % 14.5, hergün bir gazete okuyanların % 33.9, haftada birkaç gün gazete okuyanların % 25.2, haftada bir gazete okuyanların % 8.2, 15 günde bir gazete okuyanların % 4.7, ayda bir gazete okuyanların oranı ise % 4.2’dir. Araştırmaya katılanların % 9.3’ü hiç gazete okumadığını belirtmektedir.

Televizyon izleme oranları açısından araştırmaya katılanlar incelendiğinde; çoğunluğun günlük 2-6 saat arası televizyon izledikleri anlaşılmaktadır. Araştırmaya katılanların % 9.8’i günde 8 saatten fazla, % 12.6’sı 6-8 saat arası, % 25’i 4-6 saat arası, % 34.1’i 2-4 saat arası, % 16.4’ü 2 saatten az televizyon izlediklerini, % 2.1’i ise hiç televizyon izlemediklerini belirtmektedir.

Televizyona oranla günlük radyo dinleme oranı çok düşüktür. Araştırmaya katılanların % 38.1’i günlük 2 saatten az radyo dinlemekte, % 29.4’ü ise hiç dinlememektedir. Günlük 8 saatten fazla radyo dinleyenlerin oranı % 5.6, 6-8 saat arası dinleyenlerin % 3, 4-6 saat arası dinleyenlerin % 5.6, 2-4 saat arası radyo dinleyenlerin oranı ise % 18.2’dir.

Araştırmaya katılanların yaklaşık dörtte üçü (% 72.1) partilerin internet sitelerine bugüne kadar hiç girmediklerini belirtmektedir. Araştırmaya katılanların % 0.7’si partilerin internet sitelerine çok sık, % 2.6’sı sık, % 11’i arasıra, % 13.6’sı ise çok az girdiklerini belirtmektedir.

Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı (% 48.8) 3 Kasım seçimlerinde AKP’ye, % 12.7’si MHP’ye, % 9.6’sı CHP’ye, % 6.3’ü SP’ye, % 3.3’ü de Genç Parti’ye oy vereceklerini belirtmiştir. Diğer partilere oy vereceklerini ifade edenlerin oranı, her bir parti açısından % 3’ün altındadır. Araştırmaya katılanların % 37’si AKP’nin, % 30’u Genç Parti’nin % 6.8’i CHP’nin, yine % 6.8’i SP’nin 3 Kasım seçimleri için yaptıkları kampanyayı beğenmektedir.

Araştırmaya katılanların çoğunluğunun oy verecekleri partilere karşı güçlü bağlılık geliştirdiği gözlenmektedir. Araştırmaya katılanların % 20.3’ü oy vereceği partiye bağlılığını çok güçlü, % 47.8’i güçlü, % 20.1’i zayıf, % 2.6’sı çok zayıf değerlendirmekte, % 9.1’i ise bağlılığının hiç olmadığını belirtmektedir. Bu sonuçlar yaklaşık üçte birlik bir seçmen grubunun kampanya mesajlarına ve değişime daha açık olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

2.3. KARAR VERMEDE İLETİŞİM ARAÇ VE

YÖNTEMLERİNİN GENEL ÖNEM DÜZEYİ

Seçmenlerin karar süreçlerinde iletişim araç ve yöntemlerin ne derece önem taşıdığını belirlemek amacıyla, öncelikle bunların aritmetik ortalama ve standart sapma puanları incelenmiştir. Tablo 1’de de görüleceği gibi, en yüksek aritmetik ortalamayı televizyon ve gazete yayınları almakta, bunu mitingler ve adayların seçmenleri ziyareti izlemektedir. Parti veya adayların internet siteleri, aday ve parti afişleri, radyo yayınları, ilan ve broşürler ile kamuoyu araştırması sonuçları daha düşük ortalama almakta ve genelde seçmen tercihinde önemsiz bulunmaktadır. Genel olarak bakıldığında seçmenler karar süreçlerinde en fazla televizyon ve gazete yayınlarını, en az ise internet sitesi ile aday ve parti afişlerini önemli görmektedir. Televizyon ve gazete yayınlarının 5’lik bir skalada 3’ün biraz üzerinde puan alması, bu araçların orta düzeyde önemli bulunduklarının bir göstergesidir.

İletişim araç ve yöntemleri

N

Aritmetik Ortalama

Standart Sapma

Televizyon yayınları

428

3,52

1,34

Gazete Yayınları

428

3,23

1,27

Parti mitingleri

428

3,13

1,30

Adayların seçmeni ziyareti

427

3,05

1,35

Kamuoyu araştırması sonuçları

428

2,93

1,27

Parti ve adaylara ait ilan ve broşürler

427

2,79

1,23

Radyo yayınları

428

2,77

1,14

Aday ve parti afişleri

427

2,51

1,17

Parti veya adayların internet siteleri

428

2,37

1,13

Tablo 1: İletişim araç ve yöntemlerinin aldığı ortalama puanlar

İletişim araç ve yöntemlerinin hepsinin, seçmenin karar sürecinde önem derecesini belirlemek amacıyla ayrıca, araştırmaya katılan her bireyin bu araç ve yöntemlere verdiği puan ayrı ayrı toplanmış aritmetik ortalama (26.33) ve standart sapması (7.18) gözönünde tutularak, üçlü bir sınıflama yapılmıştır. Buna göre araştırmaya katılanların % 26.2’si iletişim araç ve yöntemlerini düşük düzeyde, % 56.3’ü orta düzeyde, % 17.5’i de yüksek düzeyde önemli bulmaktadır. Bu sonuç, iletişim araç ve yöntemlerinin seçmenlerin çoğunluğu tarafından dikkate alındığının önemli bir göstergesidir.

2.4. KARAR SÜRECİNDE TELEVİZYON YAYINLARI

Televizyon, seçmenlerin karar sürecinde en önemli araç olarak ortaya çıkmaktadır. Televizyon yayınlarını karar süreçlerinde önemli bulmayla; kampanya ve konulara ilgi düzeyi, oy verme kararını belirleme zamanı, oy verilen partiler, günlük televizyon izleme sıklığı ve eğitim düzeyi arasında anlamlı bir ilişki gözlenmektedir. Bunlar aşağıda kısaca ele alınmaktadır.

Seçim döneminde kampanya ve siyasal konulara ilgi düzeyi yüksek olan bireyler, televizyon yayınlarını karar süreçlerinde daha önemli görmektedir. Sonuçlar incelendiğinde, en yüksek ortalamayı kampanya ve konularla biraz ilgili (3.69) ve çok ilgililer (3.58) almaktadır.

Televizyon yayınlarını geç karar vermeye eğilimli olanlar daha çok önemsemektedir. ANOVA tablosu incelendiğinde; en yüksek ortalamayı kampanya ortalarında karar verenler (4.08) ile seçimden birkaç gün önce karar verenler (3.82) almaktadır. Seçim kararı alınıp adaylar belirlenince karar verenlerin aldığı ortalama 3.72, seçim olmasa da kararı belli olanların diğer bir deyişle seçim öncesinde hangi partiye oy vereceğini kesin olarak belirleyenlerin ortalaması ise 3.23’tür.

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler açısından televizyon yayınlarını önemseme karşılaştırıldığında; en yüksek ortalamayı ÖDP (5.00), DEHAP (4.45) ve Genç Parti’liler (4.14), en düşük ortalamayı ise LDP (2.83), SP (3.33) ve AKP’li (3.35) seçmenler almaktadır.

Televizyon yayınları ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

4,94

,002

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

6,63

,001

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

2,14

,007

Günlük televizyon izleme sıklığı

6

6,39

,001

Cinsiyet

1

3,17

,076

Yaş

7

,867

,532

Eğitim düzeyi

3

4,33

,005

Aylık gelir düzeyi

5

1,28

,269

Tablo 2: Oy verme kararında televizyon yayınları ve ilgili değişkenler

Televizyon izleme saatinin artmasıyla birlikte, karar sürecinde bu aracın yayınlarını önemsemenin de genel olarak arttığı gözlenmektedir. ANOVA tablosu incelendiğinde, en yüksek ortalamayı günlük 6-8 saat arası televizyon izleyenler (3.92) ile 8-10 saat televizyon izleyenlerin (3.91) aldıkları görülmektedir. Bunu günlük 4-6 saat arası televizyon izleyenler (3.68), 2-4 saat arası televizyon izleyenler (3.60), 2 saatten az televizyon izleyenler (3.10) ve hiç televizyon izlemeyenler (1.88) takip etmektedir.

Eğitim düzeyi, televizyon yayınlarını karar sürecinde önemli bulmayla anlamlı ilişki taşıyan son değişkendir. Eğitim düzeyi arttıkça, televizyon yayınlarını oy verme karar sürecinde önemli bulma da artmaktadır. Televizyon yayınlarını önemli bulma konusunda en yüksek ortalamayı lise (3.71) ve üniversite (3.63) mezunları almakta, bunu ortaokul (3.55) ve ilkokul (3.12) mezunları izlemektedir.

Televizyon yayınlarını, oy verme karar sürecinde önemli bulmayla ilgili yapılan analizlerden genel olarak şu sonuç çıkmaktadır. Televizyon yayınları daha çok kampanya ve konulara ilgi düzeyi yüksek olan, geç karar verme eğilimi taşıyan, televizyon izleme saati fazla olan ve yüksek eğitimli bireylerin karar süreçlerinde önem taşımaktadır.

2.5. KARAR SÜRECİNDE GAZETE YAYINLARI

Gazeteler, oy verme karar sürecinde, ikinci derecede önemli gözlenen bir kitle iletişim aracıdır. Gazete yayınlarını karar sürecinde önemli bulmayla, cinsiyet ve yaş dışındaki değişkenler arasında anlamlı bir ilişki gözlenmektedir. Öncelikle seçim döneminde kampanya ve konulara ilgi düzeyi ile gazete yayınlarını önemli bulma karşılaştırıldığında, ilgi düzeyinin artmasıyla, gazete yayınlarını önemli bulmanın arttığı da ortaya çıkmaktadır. Kampanya ve konularla çok ilgili olan bireyler en yüksek ortalamayı (3.41) almakta, bunu biraz ilgililer (3.37), ilgisizler (2.79) ve hiç ilgilenmeyenler (2.50) izlemektedir.

Hangi parti veya adaya oy vereceğini geç kararlaştırma eğiliminde olanlar, gazete yayınlarını daha önemli bulmaktadırlar. ANOVA tablosu incelendiğinde, en yüksek ortalamayı kampanya ortalarında (3.63) ve seçimden birkaç gün önce (3.53) karar verenler almaktadır. Adaylar belirlenince karar verenlerin ortalaması 3.46, seçim olmasa da kararı belli olanların ortalaması ise 2.94’tür.

3 Kasım’da oy verilecek partiler açısından konuya bakıldığında, gazete yayınlarını daha çok ÖDP (5.00) Genç Parti (3.92), CHP (3.82) ve MHP (3.77) seçmeninin önemli bulduğu gözlenmektedir. Gazete yayınlarını karar süreçlerinde en az önemli bulanlar ise LDP (2.16), DSP (2.66), SP (2.88) ve AK Partili (3.00) seçmenlerdir.

Gazete okuma sıklığının artması, karar sürecinde bu aracın önemli bulunma düzeyini artırmaktadır. Karar sürecinde gazete yayınlarını; en çok haftada birkaç gün (3.50), hergün birden fazla (3.43) ve hergün bir (3.42) gazete okuyanlar önemli bulmaktadır. Haftada bir gazete okuyanların aldığı ortalama 2.85, 15 günde bir okuyanların 2.95, ayda bir okuyanların 2.72, hiç okumayanların ise 2.22’dir.

Eğitim düzeyi yüksek olanlar, gazete yayınlarını karar süreçlerinde daha çok önemseme eğilimindedirler. Buna göre gazete yayınlarını en çok önemli bulanlar lise (3.51) ve üniversite (3.47) mezunlarıyken, en az önemli görenler ise ortaokul (3.20) ve ilkokul (2.65) mezunlarıdır.

Gazete yayınları ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

7,65

,001

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

5,66

,001

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

3,78

,001

Gazete okuma sıklığı

6

7,62

,001

Cinsiyet

1

,77

,378

Yaş

7

1,13

,339

Eğitim düzeyi

3

12,48

,001

Aylık gelir düzeyi

5

3,13

,009

Tablo 3: Oy verme kararında gazete yayınları ve ilgili değişkenler

Gazete yayınlarını orta gelir düzeyine sahip olanlar, karar süreçlerinde daha çok önemli görmektedir. Alt ve üst gelir düzeylerinde gazete yayınlarının önemi azalmaktadır. Sonuçlar incelendiğinde en yüksek ortalamayı aylık 601-800 milyon arası gelire sahip olanların (3.66), 401-600 milyon arası geliri olanların (3.41) ve 801 milyon-1 milyar arası gelire sahip olanların (3.30) aldığı görülmektedir. Aylık 1 milyardan fazla gelire sahip olanların ortalaması 3.13, 201-400 milyon arası geliri olanların 3.15, 200 milyondan az olanların ise 2.86’dır.

Gazete yayınları genel olarak değerlendirildiğinde; siyasal kampanya ve konulara ilgi düzeyi yüksek, geç karar veren, daha sık gazete okuyan, yüksek eğitimli ve orta gelir düzeyine sahip olan bireylerin karar süreçlerinde, bu aracın daha önemli bulunduğu ortaya çıkmaktadır.

2.6. KARAR SÜRECİNDE RADYO YAYINLARI

Radyo yayınlarının önem düzeyi, oy verme karar sürecinde düşük bulunmuştur. Radyo yayınlarıyla anlamlı ilişki taşıyan değişkenler ise; oy verme kararını belirleme zamanı, 3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler, radyo dinleme sıklığı ve gelir düzeyidir.

Radyo yayınlarını daha çok kampanyanın başlarında ve ortalarında karar verenler önemli görmektedir. Kampanyanın ortalarında karar verenlerin aldığı ortalama 3.21, seçim kararı alınıp adaylar belirlenince kar verenlerin ortalaması ise 2.89’dur. Seçim dönemi öncesinde kararı belli olanlar (2.59) ve seçimden birkaç gün önce karar verenler (2.46) radyo yayınlarını çok önemli bulmamaktadır.

3 Kasım’da oy verilecek partiler açısından radyo yayınlarını daha çok ÖDP’liler (5.00) Genç Partili’ler (3.14) ve ANAP’lılar (3.12) önemli bulmaktadır. Radyo yayınlarını en az önemli bulanlar ise LDP (1.50), SP (2.48), DYP (2.66) ve AK Parti (2.74) seçmenleridir.

Radyo yayınları ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

1,48

2,19

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

4,37

,002

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

1,96

,017

Günlük radyo dinleme sıklığı

6

7,35

,001

Cinsiyet

1

1,06

,302

Yaş

7

1,53

,153

Eğitim düzeyi

3

1,36

,254

Aylık gelir düzeyi

5

3,18

,008

Tablo 4: Oy verme kararında radyo yayınları ve ilgili değişkenler

Günlük radyo dinleme oranının yükselmesi, karar sürecinde bu aracın yayınının önemli bulunmasını da artırmaktadır. Karar süreçlerinde radyo yayınını daha önemli bulanlar günlük 4-6 saat arası (3.54), 8-10 saat arası (3.33) ve 6-8 saat arası (2.92) radyo dinleyenlerdir. Günlük iki saatten az radyo dinleyenlerin aldığı ortalama 2.90, hiç dinlemeyenlerin ise 2.28’dir.

Radyo yayınlarını orta gelir düzeyine sahip olanlar daha çok önemsemektedir. En yüksek ortalamayı aylık 401-600 milyon (3.12) ve 601-800 milyon arası (2.94) gelire sahip olanlar almaktadır. Aylık 200 milyonun altında geliri olanların aldığı ortalama 2.69, 1 milyardan fazla gelire sahip olanların ise 2.81’dir.

2.7. KARAR SÜRECİNDE İLAN VE BROŞÜRLER

Partilere ve adaylara ait ilan ve broşürler, seçmenin karar sürecinde genelde düşük önem taşımaktadır. Bu araçların önemli bulunma düzeyiyle, kampanya ve konulara ilgi derecesi, oy verme kararını belirleme zamanı ve 3 Kasım’da oy verilecek partiler arasında anlamlı bir ilişki gözlenmektedir.

Seçim dönemlerinde kampanya ve konulara ilgi düzeyinin artması, ilan ve broşürlerin karar sürecindeki önemini yükseltmektedir. Diğer bir deyişle ilgi düzeyi yüksek olan bireyler bu araçları, düşük olanlara oranla daha önemli görmektedir. Sonuçlar incelendiğinde bu aracı daha çok kampanya ve konularla ilgili olanlar (3.19) önemli görmekte, biraz ilgililer (2.76), ilgisizler (2.48) ve çok ilgisizler (2.21) önemli bulmamaktadır.

İlan ve broşürleri geç karar verme eğiliminde olanlar önemli bulmaktadır. Buna göre, ilan ve broşürler en çok kampanya ortalarında (3.40) ve seçime birkaç gün kala (2.96) karar verenler nezdinde önemlidir. Seçim kararı alınıp adaylar belirlenince karar verenler (2.84) ile seçim olmasa da kararı belli olanların (2.62) aldığı ortalamalar düşük gözlenmektedir.

İlan ve broşürleri 3 Kasım’da ANAP’a (3.62), Genç Parti’ye (3.42), MHP’ye (3.26) ve DYP’ye (3.11) oy verecekler, karar süreçlerinde önemli bulmaktadır. LDP (1.66), DSP (2.00) ve DEHAP’a (2.27) oy verecekler ise, ilan ve broşürleri en az önemli bulan seçmen kesimi olarak gözlenmektedir.

İlan/broşürler ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

7,91

,001

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

5,65

,001

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

2,73

,001

Cinsiyet

1

,41

,520

Yaş

7

1,90

,068

Eğitim düzeyi

3

1,90

,125

Aylık gelir düzeyi

5

1,31

2,58

Tablo 5: Oy verme kararında parti ve adaylara ait ilan/broşürler ve ilgili değişkenler

2.8. KARAR SÜRECİNDE PARTİ MİTİNGLERİ

Seçmenlerin karar sürecinde parti mitingleri orta düzeyde önemli olarak gözlenmektedir. Parti mitinglerini karar sürecinde önemli bulmayla, sadece kampanya ve konulara ilgi derecesi ve oy verilecek partiler arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Seçim dönemlerinde kampanya ve konulara ilgi düzeyinin artması, mitingleri önemli bulmayı da artırmaktadır. Mitingleri en fazla, kampanya ve konularla çok ilgili olanlarla (3.40) biraz ilgili olanlar (3.17) karar süreçlerinde önemli görmektedir. Kampanya ve konulara ilgisiz olanlarla (2.68), çok ilgisiz olanların (2.78) aldıkları ortalama daha düşük bulunmaktadır.

Parti mitingleri ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

5,04

,002

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

1,33

,255

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

2,32

,003

Cinsiyet

1

,40

,525

Yaş

7

2,01

,052

Eğitim düzeyi

3

1,48

,219

Aylık gelir düzeyi

5

,89

,485

Tablo 6: Oy verme kararında parti mitingleri ve ilgili değişkenler

Parti mitinglerini daha çok, 3 Kasım’da ANAP (3.87), MHP (3.62), DYP (3.44), SP (3.14) ve Genç Parti’ye (3.14) oy verecekler önemli bulmaktadır. LDP (1.50) ve DSP’ye (2.00) oy verecekler nezdinde parti mitingleri en az önem taşımaktadır.

2.9. KARAR SÜRECİNDE ADAYLARIN SEÇMENİ ZİYARETİ

Seçmenlerin karar sürecinde adayların ziyaretleri, orta derecede önemli bir iletişim yöntemi olarak gözlenmektedir. Ancak, adayların seçmen ziyaretleriyle cinsiyet dışında anlamlı ilişki taşıyan değişkene rastlanılamamıştır. Cinsiyet açısından adayların ziyaretine daha çok erkekler önem vermektedir. Erkeklerin aldığı ortalama 3.19, kadınlarınki ise 2.81’dir.

Adayların seçmen ziyareti ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

2,43

0,64

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

1,31

2,63

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

1,18

2,84

Cinsiyet

1

7,81

,005

Yaş

7

,49

,840

Eğitim düzeyi

3

,35

,786

Aylık gelir düzeyi

5

,20

,959

Tablo 7: Oy verme kararında adayların seçmen ziyareti ve ilgili değişkenler

2.10. KARAR SÜRECİNDE ADAY VE PARTİ AFİŞLERİ

Seçmenlerin karar sürecinde, aday ve partilere ait afişlerin önemi çok düşük gözlenmektedir. Aday ve parti afişleriyle ilgili değişkenler karşılaştırıldığında; sadece oy verme kararını belirleme zamanı arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmaktadır. Buna göre, kampanya ortalarında (2.91) ve seçimden birkaç gün önce (2.78) karar verenler, parti ve aday afişlerini diğerlerine oranla biraz daha fazla önemsemektedir.

Aday/ parti afişleri ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

2,23

,084

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

2,71

,030

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

1,35

,169

Cinsiyet

1

,01

,996

Yaş

7

1,72

,102

Eğitim düzeyi

3

,49

,688

Aylık gelir düzeyi

5

1,51

,185

Tablo 8: Oy verme kararında aday/parti afişleri ve ilgili değişkenler

2.11. KARAR SÜRECİNDE PARTİ VEYE ADAYLARIN İNTERNET SİTELERİ

Seçmenlerin karar sürecinde en düşük önem taşıyan araç, parti veya adayların internet siteleri olarak gözlenmektedir. Kuşkusuz böyle bir sonuçta, internet aboneliğinin ülkemizde henüz yeteri kadar yaygınlaşmaması ve internet kullanıcılığının düşük olmasının büyük rolü bulunmaktadır.

Parti veya adayların internet sitelerini karar sürecinde önemli bulmayla, kampanya ve konulara ilgili düzeyi, oy verme kararını belirleme zamanı, internet sitelerine girme sıklığı, eğitim ve gelir düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

Siyasal kampanya ve konulara ilgi düzeyinin artması, internet sitelerini önemli bulmayı artırmaktadır. Kampanya ve konulara ilgi düzeyi açısından internet sitelerinin önemi düşük olmakla birlikte, çok ilgili (2.57) ve biraz ilgili (2.44) bireyler, ilgisiz (1.93) ve çok ilgisiz (2.07) bireylere oranla parti veya adayların internet sitelerini daha önemli görmektedir.

İnternet sitelerini geç karar verme eğiliminde olan bireyler, biraz daha önemsemektedir. İnternet sitelerini daha çok önemseyenleri, seçimden birkaç gün önce (2.71) ve seçim kararı alınıp adaylar belirlenince (2.59) karar veren bireyler oluşturmaktadır.

Parti veya adayların internet sitelerine girme sıklığı ile, bu aracı karar sürecinde önemli bulma arasında doğrudan bir ilişki gözlenmektedir. Sonuçlar incelendiğinde, internete girme sıklığının artmasıyla, karar sürecinde bu aracı önemli bulmanın da fazlalaştığı ortaya çıkmaktadır. Parti veya adayların internet sitelerine çok sık girenler (4.33), sık girenler (3.72) ve arasıra girenler (3.34); çok az girenler (2.67) ve hiç girmeyenlerden (2.09) daha fazla bu aracı karar süreçlerinde önemli bulmaktadır.

Parti veya adayların internet sitelerine girme sıklığı ile anlamlı ilişki taşıyan diğer bir değişken, eğitim düzeyidir. Eğitim düzeyinin artması, internet sitelerini önemli bulmayı da artırmaktadır. İnternet sitelerini karar süreçlerinde daha çok önemli bulanlar üniversite (2.74) ve lise (2.45) mezunlarıdır. Ancak ortalamaların düşüklüğü, yüksek eğitimli bu gruplarda da internet sitelerinin çok önemli olmadığını göstermektedir.

Parti veya adayların internet siteleri ve değişkenler

S.D.

F

p

Seçim döneminde kampanya ve konuları ilgi düzeyi

3

5,51

,001

Oy verme kararını belirleme zamanı

4

3,05

,017

3 Kasım seçimlerinde oy verilecek partiler

15

1,52

,092

Parti veya adayların internet sitelerine girme sıklığı

4

25,07

,001

Cinsiyet

1

,33

,564

Yaş

7

1,73

,099

Eğitim düzeyi

3

12,29

,001

Aylık gelir düzeyi

5

2,63

,023

Tablo 9: Oy verme kararında parti veya adayların internet siteleri ve ilgili değişkenler

Aylık gelir düzeyi, parti veya adayların internet sitelerini önemli bulmayla anlamlı ilişki taşıyan son değişkendir. Genel olarak bütün gelir düzeylerinde internet sitesinin önemi çok düşük gözlenmekle birlikte; yüksek gelir düzeylerinde önemli bulma düşük gelir düzeylerinden daha fazladır. Aylık gelir düzeyi 1 milyardan fazla (2.56), 801 milyon- 1 milyar arası (2.78) ve 601-800 milyon arası (2.57) olanlar, daha düşük gelir düzeyine sahip bireylere oranla internet sitelerini karar süreçlerinde daha önemli görmektedirler.

SONUÇ

Seçmenlerin karar süreçlerinde iletişim araç ve yöntemlerinin önem taşıdığı, günümüzde teorik olarak kabul gören bir görüştür. Bu görüşü test etmek amacıyla bir alan araştırması yapılmış ve seçmenler nezdinde iletişim araç ve yöntemlerinin, daha çok orta düzeyde önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bu bağlamda diğer bir sonucuna göre, iletişim araç ve yöntemlerinin hepsi bir bütün olarak, seçmenlerin çoğunluğu tarafından önemli bulunmaktadır.

İletişim araç ve yöntemleri önem düzeyine göre sıralandığında; televizyon ve gazete yayınları ile parti mitingleri ve adayın seçmeni ziyareti önlerde yer almaktadır. Seçmenlerin karar süreçlerinde ilan ve broşürler, radyo yayınları, parti ve aday afişleri ile parti ve adaylara ait internet sitelerinin önem düzeyi çok daha düşük gözlenmiştir.

İletişim araç ve yöntemlerinin önem düzeyini etkileyen en temel değişkenler; seçim dönemlerinde kampanya ve siyasal konulara ilgi düzeyi, karar verme zamanı ve iletişim araçlarını izleme sıklığıdır. Araştırma sonuçlarına göre, kampanya ve siyasal konulara ilgi düzeyinin artması, iletişim araç ve yöntemlerini önemli bulma düzeyini de artırmaktadır. Diğer bir deyişle ilgi düzeyi yüksek olan bireyler, iletişim araç ve yöntemlerini karar süreçlerinde daha önemli görmektedir. İlgi düzeyi yüksek olan bireyler daha çok, televizyon ve gazete yayınlarını, ilan ve broşürleri, mitinler ile parti veya adaylara ait internet sitelerini önemsemektedirler.

İletişim araç ve yöntemleri, geç karar verme eğilimi taşıyan bireyler tarafından daha önemli bulunmaktadır. Televizyon, gazete ve radyo yayınları, ilan ve broşürler, afişler ve parti veya adaya ait internet siteleri; kampanya ortalarında ve seçimin hemen öncesinde karar verenler tarafından daha çok önemsenmektedir.

Araştırmanın en önemli sonuçlarından bir tanesi de, iletişim araçlarını izleme sıklığının artmasıyla, karar süreçlerinde bu araçları önemli bulma düzeyinin de yükselmesidir. Televizyon izleme, gazete okuma, radyo dinleme ve parti veya adayların internet sitelerine girme sıklığı daha çok olan bireyler, bu araçları karar süreçlerinde daha önemli görmektedirler.

İletişim araç ve yöntemlerini karar süreçlerinde önemli bulmayla, oy verilen partiler arasında da anlamlı ilişkiler ortaya çıkmıştır. Buna göre iletişim araç ve yöntemlerinin çoğunluğunu önemli bulan seçmenler, Genç Parti’lilerdir. Genç Parti’liler televizyon, gazete, radyo yayınlarını, ilan ve broşürleri, mitingleri karar süreçlerinde önemli görmektedirler. Ayrıca televizyon, gazete ve radyo yayınları en çok ÖDP seçmeni tarafından önemli bulunmaktadır. Buna karşılık televizyon, gazete ve radyo yayınlarını karar süreçlerinde önemli bulmayan seçmenler LDP, SP ve Ak Parti’li bireylerdir. Bu sonuç, LDP, SP ve Ak Parti seçmenlerinin temel kitle iletişim araçları dışındaki faktörlerden daha çok etkilendiklerini düşündürmektedir.

Sosyo-demografik değişkenler açısından, iletişim araç ve yöntemlerini karar süreçlerinde önemli bulmada eğitim düzeyi büyük rol oynamaktadır. Eğitim düzeyinin artması, karar süreçlerinde televizyon ve gazete yayınlarıyla, parti veya adayların internet sitelerinin önemini de artırmaktadır. Yüksek eğitimli bireyler sayılan bu araçları, düşük eğitimlilere oranla çok daha fazla önemsemektedir.

Aylık gelir düzeyi açısından; gazete ve radyo yayınlarının daha çok orta gelire sahip bireylerce, internet sitelerinin ise yüksek gelir düzeylerinde önemsendiği ortaya çıkmaktadır.

İletişim araç ve yöntemlerini önemli bulmayla cinsiyet arasındaki anlamlı ilişki, sadece adayların seçmenleri ziyaretinde gözlenmektedir. Buna göre erkekler, kadınlara oranla adayların ziyaretlerini daha çok önemsemektedir.

Son olarak, iletişim araç ve yöntemlerini karar süreçlerinde önemli bulmayla yaş arasında anlamlı bir ilişki gözlenememiştir.

NOT: BU MAKALE İLK OLARAK SELÇUK İLETİŞİM DERGİSİ’NİN 2003 YILINDAKİ 4. SAYISINDA YAYINLANDI

KAYNAKLAR

Campaign & Elections (2002) Trends in Political Media Buying, Jull 23 (6), 52-60.

Connell M (1998) Internet Survival Guide: Designing Lively Web Sites, Campaign & Elections, September, 19 (9), 28-33.

Curtice J (1997) Is the Sun Shining on Tony Blair, Harvard International Journal of Press/Politics, 2 (2), 16-24.

Denver D (1989) Elections and Voting Behaviour in Britain, Philip Allan, London.

Gibson RK ve Ward S (2002) Virtual Campaigning: Australian Parties and the Impact of the Internet, Australian Journal of Political Science, 37 (1), 99-129.

Gökçe O (1993) Siyasal İletişim ve Televizyon, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Derg, 1 (1), 89-98

Kaid L ve Holtz-Bacha C (1995) An Introduction to Parties and Candidates on Television, L Kaid ve C Holtz-Bacha (eds), Political Advertising in Western Democracies, Sage Publication, California.

Kavanagh D (1995) Election Campaigning the New Marketing of Politics, Blackwell Publishers, Cambridge.

Latimer MK(1983) The Newspaper: How Significant for Black Voters in Presidential Election, Journalism Quarterly, 60 (1), 16-23.

Latimer MK (1984) Policy Issues and Personel Images in Political Advertising in a State Election, Journalism Quarterly, 61 (4), 776-784.

Lazarsfeld PF ve ark (1968) The People’s Choice How the Voter Makes up His Mind in a Presidential Campaign, Columbia University Press, New York.

Newton K ve Brynin M (2001) The National Press and Party Voting in the UK, Political Studies, 49(2), 265-285.

Oktay M (2002) Politikada Halkla İlişkiler, Derin Yayınları, İstanbul.

Quarles RC (1979) Mass Media Use and Voting Behavior, Communication Research, 6 (4), 407-436.

Simon J (1996) Media Use and Voter Turnout in a Presidential Election, Newspaper Research Journal, 17 (1-2), 25-35,

Thompson N (2002) Machined Politics, The Washington Monthly, May, 34 (5), 27-32.

Tuchman S ve Coffin TE (1971) The Influence of Election Night Television Broadcasts in a Close Election, Public Opinion Quarterly, 35 (3), 315-326.

Yıldız N (2002) Türkiye’de Siyasetin Yeni Biçimi Liderler, İmajlar ve Medya, Phoenix Yayınevi, Ankara.

Willis D ve Perra A (2000) The Future of Fundraising, CQ Weekly, January 1, 58 (1), 28-30.

Zuleto-Puceiro E (1993) The Argentina Case: Television in the 1989 Presidential Campaign”, TE Skidmore (ed), Television, Politics, and the Transition to Democracy in Latin America, The Woodrow Wilson Center Press, Washington, 55-81.

En Son Haberler YENİ

Referandum Kampanyaları, Cumartesi Günü…

Referandum Kampanyaları, Cumartesi Günü Başkanlık Referandumu Paneli’nde Tartışılacak

TASAM Siyasal İletişim Enstitüsü tarafın

Devamını Oku...

CALL FOR CHAPTERS: CONTEMPORARY APPROAC…

Description   For a sound and working…

Devamını Oku...

Dünya Medyasında Türkiye İmajı, Yarın İs…

Dünya Medyasında Türkiye İmajı, Yarın İstanbul’da Tartışılacak

TASAM Siyasal İletişim Enstitüsü tarafın

Devamını Oku...

TASAM’dan 8 Yeni Kitap…

“Ülke Markası” İnşasında Kamu Diplomasis…

“Ülke Markası” İnşasında Kamu Diplomasisinin Stratejik Rolü

Doç. Dr. Abdullah ÖZKAN tanbul Ünive

Devamını Oku...

TASAM Yeni Adresine Taşındı…

TASAM Yeni Adresine Taşındı

TASAM, İstanbul Merkez Ofisi Tarihî Yar

Devamını Oku...

Siyasal İletişimde Hikaye yada Strateji:…

Siyasal İletişimde Hikaye yada Strateji:Efsaneler,Gerçekler...

Prof. Dr. Ferruh Uztuğ Türkiye’de siya…

Devamını Oku...

Dünya Görüşü, Varlık Tasavvuru ve Düzen…

Dünya Görüşü, Varlık Tasavvuru ve Düzen Fikri: Medeniyet Kavramına Giriş

  Doç. Dr. İbrahim Kalın “…

Devamını Oku...

Liberalizmin Soy Kütüğü…

Liberalizmin Soy Kütüğü

  Yıldız Teknik Ünv. Sosyoloji B…

Devamını Oku...

“Stratejik Vizyon” Ödülleri Sahiplerini…

“Stratejik Vizyon” Ödülleri Sahiplerini Buldu

 Ülkemizin önde gelen düşünce kuruluşlar

Devamını Oku...

Prev
Next
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

Çok Okunan Makaleler

İngilizce Makaleler…

Seçim Sistemleri…

<!-- /* Font Definitions */ @font…

Devamını Oku...

Sertifikalı Siyasal Eğitim Pro…

Sertifikalı Siyasal Eğitim Programı

“SİYASET OKULU” PROJESİsp; 

Devamını Oku...

“Kamuoyu Oluşturma” ve “Gündem…

Türkiye’de gündem belirleme konusunda ça…

Devamını Oku...

Türkiye'de Seçimler…

<!-- /* Font Definitions */ @font…

Devamını Oku...

Kamuoyu…

KAMUOYU Kamuoyu kavramı, siyaset b…

Devamını Oku...

Kadromuz…

Siyasal Kültür…

Her siyasal sistemde, toplum üyelerinin…

Devamını Oku...

Siyasal Partiler…

<!-- /* Font Definitions */ @font-fa…

Devamını Oku...

Çalışma Konularımız…

 - Küresel süreçte Türk siyasetindeki ge…

Devamını Oku...

Prev
Next
  • 1
  • 2
  • 3